14 Şubat 2017 Salı

Çocuklar ile Milano Gezisi

Yine bir Şubat tatilinde çocukların yurt dışı deneyimlerini artırmak için bir Milano seyahati planladık. Bir çok Blog sitesinde Milano ile ilgili onlarca Türkçe yazı mevcut. Biraz evhamlı olduğumdan çoğunu gözden geçirdim. Uçak biletlerini www.biletall.com üzerinden aldım. 

İngilizcem çok iyi olmadığından seyahat sırasında en büyük çekincem dil problemi yaşamak oldu. Defalarca yurt dışına çıkmama rağmen ilk defa bir grubun üyesi olmadan hemde yanımda gelen çocuklarımında sorumluluğu üzerimde olarak bu seyahati yapacaktım. 

Bu yüzden  en kolay şekilde hava limanından otele nasıl gidebilirim? Otelden Milano' nun gezilecek yerlerine nasıl gidebilirim gibi konuları daha Türkiye' de iken planladım. 

Aslında boşuna uğraştığımı biliyordum :)  Çünkü Büyüklerin seyahat öncelikleri ile küçüklerin ki hiç bir zaman aynı değil. Siz yeni yerleri görmeyi planlıyorsunuz. Onlar uçak da cam kenarında oturmayı yada uçak içi eğlence sistemlerinden oyun oynamayı, Tren e binmeyi vs. vs. planlıyor. 

Uzatmadan seyahat hakkında kısa kısa notlar ile devam edeyim. 

Yurtdışı seyahatlerinizde uçaktan erken çıkmaya bakın. Ne kadar erken çıkarsanız muhtemelen Pasaport sırasında da o kadar az beklersiniz. Biz de öyle yaptık ve sıraya ilk giren ve hava limanından ilk çıkan biz olduk. Milano/Malpense Airport' dan Tren/Otobüs yada taksi ile Milano' ya ulaşmanız mümkün ancak dedim ya çocukların önceliğine göre hareket ettiğimden biz de Tren i seçtik. 

Yönlendirme levhaları ile hızlı bir şekilde Terminal 1 altında ki Tren istasyonuna ulaştık. Bilet otomatlarından 1-2 deneme yaptık ancak bilet fiyatları yüksek çıktı. Hemen orada bulunan gişedeki bilet sırasına girdik. Gişe memuruna Milano  deyip, çocukları ve kendimi gösterdiğimde çocukların yaşını sordu? " Age?. Evet ingilizce burada işe yaradı. Ten ve Thirteen deyince onlara yarım bana tam ücret alarak tek yön tren biletimizi verdi. Otomatta çocuk bilet seçeneğini bulamamıştık. Bileti gişeden almak daha avantajlı oldu. 13€+6.5€+6.5€

Çoğu hal dili, azı ingilizce ile bu çok kolay oldu. Okuduğum blog yazılarından tren biletlerinin alındıktan sonra bir makinadan geçirilip üzerine tarih işletilmesinin gerektiğini öğrenmiştim. Hemen oradaki makinaya bileti takıp/çıkarıp üzerine günün tarihinin işlenmesini sağladık. Böylece aldığınız bilet o güne özel olarak işlenmiş oluyor ve tren içinde ki kontrolde biletiniz geçerli hale gelmiş oluyor. 

Trenord adlı Trene binip Milano/Central FS istasyonuna kadar aktarmasız 1 saat içinde vardık. Bilet görevlisi trenin içinde biletimizi kontrol edip, deldi.

Daha öncesinden Google maps üzerinde yerini tam olarak görebildiğim ve istasyona 250 mt uzaklıktaki UNA Hotel Century' e  kolayca ulaştık. Resepsiyon görevlisine bir "hello" dedikten sonra booking' den aldığın otel konfirmasyonunu cep telefonu üzerinden gösterdim. Baktı anlamaya çalıştı, sonra pasaportları istedi. İşlemlerimizi yapıp oda anahtarımızı verdi. sonra bir şeyler anlatmaya başladı ki. Orada dur dedik. "Please Slowly speak or write" gibi bir şeyler söyleyince adamcağız hemen durumu anladı ve tane tane kahvaltı saatini  ve oda ile ilgili 1-2 detayı söyledi ve bunları bize de yazıp verdi. 

Velhasıl odamıza çıkabildik. Biraz dinlenip tekrar Central FS istasyonuna geldik. Bu sefer hedefimiz Şehir merkezi Duomo' ya  gitmekti. Daha önce Milano metro haritasını incelemiştim. Milano' nun iyi bir şehir için ulaşım sistemi var. Yine önce otomattan bilet almayı denedik. Ancak cebimizde en küçük 20_€ var idi. Ve istediğimiz bileti aldıktan sonra cihazın para üstü vermesi gerekiyor idi. Ancak cihaz en fazla 9.95€ para üstü verebiliyormuş. Bunu anlamak için biraz uğraştık. Sonunda otomattan bileti alamayacağımızı anlayınca gişeye yöneldik. Ancak gişe memuru da kendinin Duomo bileti satmadığını söyledi. Sanırım şehirler arası trenlerin biletini satıyor idi. Ama hemen karşıdaki mini büfeyi gösterdi. Özel sektör her yerde ihtiyaçlara en hızlı çözümü bulur!
Meğerse Otomatta bizim gibi sorun yaşayanları hepsi o büfede imiş. Yine büfeciye kendimizi gösterip Duomo Ticket deyince çocukların yaşlarını sordu ve ben ve 13 yaşımdaki oğlum için bilet verdi. 10 yaşındaki için ise bilete gerek yok dedi.  Böylece otomat da bir kez daha boşa zaman geçirmiş olduk. Ama Milano içinde de 10 yaşındaki çocukların ücretsiz seyahat ettiklerini öğrendik. 

Metro istasyonunda haritaya bakıp gideceğiniz  yeri buluyorsunuz. Bulunduğunuz yere göre gideceğiniz istikametteki son istasyonu adı gelen tren de ve yönlendirme levhalarında yazıyor. Ona göre Metro ya binip Duomo ya vardık. 

Duomo  büyük bir meydan, Katedral ve Victoria Emmanuel II adlı çok güzel bir Alış veriş merkezi var. Bir kaç fotoğraf  çekip, Victoria Emmanuel II içinden geçerek yakınlarda ki Lego Store mağazasına vardık. Tabii ki yolumuzu turistlerin artık olmazsa olmazı mobil navigasyon uygulamaları ile (Google Maps) bulduk. Alışverişimizi yapıp hava da karardığı için hemen mağazanın önünde ki tren istasyonundan aktarmalı olarak otelimize döndük. 

Milano içinde ATM adı verilen Tren sistemi çalışıyor. Malpense ve bazı şehir dışı hatlar için Trenord, Diğer şehirler ve ülkeler için ise TrenItalia var.

Hepsinin biletleri ayrı yerlerden satılıyor. ATM yani şehiriçi için ve TrenItalia için aldığınız biletleri onaylatmanız gerekmiyor. Çünkü istasyonların giriş ve çıkışlarında zaten biletinizi gösterip turnikelerden geçmeniz gerekiyor. Görebildiğim kadarı ile bu durum sadece Trenord Malpense havalimanı gidiş gelişte var.

2. gün ise İtalyanın en güzel yerlerinden bir çok ünlünün villasının da bulunduğu Como gölüne gitmeye karar verdik.Yine Central FS üzerinden direk Como ya giden bir tren bulduk. Google Maps yine burada hangi saatte hangi tren e bineceğimiz bilgisini bize verdi.İstasyon daki Trenord gişesinden gidiş dönüş biletimizi aldık. Tren e bu sefer turnikelerden geçip bindik. Biletin üzerinde 2. sınıf yazıyor idi. Ancak çocuklar trenin ön tarafına gidip 1. sınıf yazan ancak diğer koltuklarda da hiç bir farkı olmayan yere oturdular. Birine bileti gösterip sorun olur mu diye sordum. Kimin umrun da kontrol eden yok gibi bir cevap verdi. Yine 1 saat içinde Como ya vardık. 

Son İstasyon olduğundan İstasyondan hemen çıkınca karşınızda Göl, Sağınızda 30mt ileride gök kenarında İstanbul Restaurant, 250 Mt ileride yine göl kenarında dağın üzerine çıkan bir finucular/tren,  Yine istasyonun Solunda ve 250 mt ileride ise göl içinde gezi düzenleyen tur tekneleri var. Sol arkamızda ise Como merkezi ve çarşıları bulunuyor idi. 3-4 saat içinde hepsini gezdik. Finucular ile çıktığımız tepede güzel göl manzarası var idi. Ancak kış olduğunda her yer boş idi. Tekne gezisi de 1 saat sürdü ve 5-6 noktadan yolcu alıp indirdi. Daha uzakta olduğu için Bellagio gibi yerlere gitmedi. Ancak işin en güzel tarafı çocukların Finuculerin motor odasını incelemesi, Tekne gezintisinde ise okulda öğrendikleri İngilizce yi kullanıp teknenin kaptanı ile konuşup, tekneyi 5' er dakika kullanmaları oldu.  Hem onlar ile konuştular hem fotoğraf çektiler hemde tekne kullandılar. 

Ardından sahibi Sivas/Şarkışlalı ve 35 yıldan fazla bir süredir İtalya' da bulunan İstanbul Restaurantta pizzamızı yeyip, muhabbet ettikten sonra Milano' ya geri döndük. Vaktimiz var idi. Ancak havanında kararmasına 3 saat var idi. En iyisi Kapalı bir AVM ye gidelim dedik. Fiordaliso Alışveriş merkezine gitmeye karar verdik. Ancak uzak bir nokta Como' dan geldikten sonra indiğimiz Cadorna istasyonundan Metro+Tramvay  ile gidebildik. yolculuk süresi 1 saati buldu. Bu arada 2 gün geçerli Milano içi Tren biletimizi  aldık. Böylece bir daha Milano içi seyahatlerimizde hep aynı bileti kullandık. Tramway lara iniş/biniş de bir bilet kontrolü de yoktu. AVM ye en yakın istasyonda inip 300 mt kadar yürüyüp AVM içine girebildik. AVM şehrin de epey dışında. Birkaç saat dolaşıp alışverişimizi yaptıktan sonra yine aynı tren istasyonuna geldik. Ancak bu sefer bir sorunumuz var idi. Tarife ye göre 8 dk. da bir geçmesi gereken tren bir türlü gelmek bilmiyor idi. 
Şehir dışında çocuklar ile mahsur kalmıştık. Tren yerine binebilecek ne bir taksi ne de bir otobüs bulabiliyorduk. İstasyona gelen kişilerde treni bekleyip bekleyip gidiyorlardı. Bir sorun vardı. Konuşmaya çalıştığım bir kaç kişi de bunu teyit etti. Yaklaşık 1 saat treni bekledikten sonra nihayetinde geldi.  Sanırım tren gelmese idi, rastgele farklı istikametlere giden otobüslere binip bir merkeze ulaşmaya çalışacaktık. Oradan da nasılda bir vasıta bulunur diye düşünmüştüm.

3. günümüzde ise Leonardoda Vinci Bilim müzesini gezdik. Çocuklar için kimi zaman ilginç kimi zaman sıkıcı bir gezi oldu. Ardından Meşhur Buenos Aires Caddesi, Yine Duomo meydanı gezisi Laz 61 Türk restoranında yemek vs. den sonra otele geri döndük.

4. gün ise Türkiye' ye dönüş günü idi. Tek problemimiz havalimanına giden trene binmeden önce bileti makinaya takmayı unutmamız oldu. Kontrolör gelip biletin geçersiz olduğunu söyledi. Ancak kişi başı 50€ ceza yerine aynı bilet parasını yeniden ödeyerek sorunu çözdük. Sanırım bunda bu durumdan dolayı sinirli görünmemizin etkisi oldu. :)

Sonuç olarak; bizim için iyi bir tecrübe oldu. 

Çocuklar ;

Yurt dışında  nasıl gezilir?
Ulaşım araçları nasıl seçilir? 
Dil bilmek neden önemli? Yabancılar ile nasıl iletişim kurulmalı?
gibi bir çok konuda tecrübe sahibi oldular. 
Dünya' nın sadece kendi etraflarında dönmediğini dünyanın farklı yerlerinde farklı insanların olduğunu tecrübe ettiler.  

Trafik ışıklarının  ihlal edilmesi değil uyulması için koyulduğunu, daha caddeye adım atar atmaz diğer araçların yayalara öncelik tanıdığını hayretle gördüler. 

Bir şehir de bir değil onlarca tren hattının olduğunu bunlar arasında nasıl seçim yapmaları gerektiğini tecrübe ettiler. 

Gezilecek yerler ile ilgili çok fazla detay vermedim. İnternette bolca kaynak var zaten. Amacım Yurt dışına özellikle yabancı dil bilmediği yada çocukları ile çıkmaktan çekinenlere yardımcı olmak.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder