8-14 Eylül 2017 arasında 10-13 yaşlarındaki çocuklarım ile Newyork' da idik.
Amerika denince Newyork' un farklı bir yeri var. Amerikan' nın diğer bölgelerine pek benzemiyor. Birçok ülkeden gelen göçmenleri, Gökdelenleri ve keşmekeşi ile daha karmaşık daha farklı.
3. gün markette Türkçe konuşmamızı fark eden ve 15 yıldır NY' da yaşayan/çalışan bir Türk' ün "Burada gezilecek ne var ki?" diye sorması aslında yazının kalanını özetliyor. Evet NY' de aslında bir şey yok ancak sanki bir şey varmış gibi oraya giden milyonlarca turist' e sizde kapılıp gidiyorsunuz hepsi o kadar.
Her zaman ki gibi gerekli/gereksiz detaylar ile süslü bir Newyork gezisi için sizi aşağıdaki satırların arasına alalım.
Daha ucuza getirmek için biletall dan aylar önce aldığımız biletlerimiz ile yola çıktık. Daha ilk dakikadan Kayseri' den rötarlı kalkan uçağımızın azizliği ile son dakikada Amerika uçağına yetiştik. Sonuç olarak'da Amerika' ya indiğimizde ilk golü yedik ve valizler uçaktan çıkmadı.
İngilizcesi ortanın altında, yanında iki çocuk olan bir de valizi kaybolan biri NY' da ne yapsın ki?
Ama zaten bunun için yola çıkmıştım diye düşündüm. İngilizce' yi ilerletmek için bunu yaşamak gerekli. Çocuklara böyle bir durumda ne yapacaklarını göstermek gerekli, diyerek kendimi hemen teselli ediverdim.
Bagaj alım yerinin kenarında dolaşan bir görevliye durumu kısaca ifade edince bizi, çıkış kapısının hemen sağında ki THY kayıp bürosuna yönlendirdi. Orada bir kayıp formu doldurduk. Görevli formu bilgisayara işledi sonra bize içinde iç çamaşırı, diş macunu vs olan küçük bir paket verip uğurladı.
Bagajsız, havalimanın da 2 saatten fazla oyalanmış ve yorgun bir halde otele doğru yola çıktık. JFK' dan kişi başı 5$ verip Air Train ile Jamaika Station' a oradan da kişi başı 2.5_$ verip otelin yanıbaşında ki Manhattan, Penn Station' a gitme planımızı bir yana koyup taksiye doğru ilerledik. Baktık ki bizim yönlendiğimiz taksici arkada durakta bekleyen durak taksisi ile söz dalaşına girmiş, Belliki müşteri kapma yarışındalar. Hemen durakta bekleyen taksiye doğru yönümüzü değiştirdik.
45 dk. lık yolculuğun ardından Booking üzerinde 4 yıldız görünen, bana göre Türkiye' de 3 yıldızdan fazla vermeyeceğim, internette görünen fotoğrafından %50 küçük, The Wyndnam Newyorker otelimizin Empire State manzaralı 35. kattaki odamıza ulaştık. Siz siz olun eğer internet sitesinde odanın alanını yazmadılar ise o odadan uzak durun. Çünkü fotoğrafta 15 m2 lik oda 35 m2 gibi duruyor.
1. Gün
Valiz ve içine depoladığımız Yiyecekler de yanımızda olmayınca, Yemek konusunda da hassas olduğumuzdan kahvaltı derdi ile güne başladık. Elinizde bir akıllı telefon ve içinde bilinen malum uygulamalar (Google, Çeviri, Maps, Tripadvisor vs.) olduğu sürece kim korkar yurt dışına gitmekten.
Zaten Gezdiğimiz yerlerin hemen hepsini filmlerde defalarca görmüştük.
Simit Sarayı
Hemen 5. caddede ki Simit sarayına kısa bir yürüyüş yaptık. Simit pizza, kahvaltı tabağı, mercimek çorbası, poğaca ve çay karnımızı doyurmak için yetti de arttı bile.
Newyork Public Library
Küçük bir yürüyüş ile az ilerideki Newyork Public Library' e girdik ve ücretsiz gezdik. Filmlere konu olmuş bu mekanı, kütüphane harici turistik bir alan haline getiren bizim gibi turist ler doldurmuştu içeriyi. Bu sebeple gerçek araştırmacılar için bazı bölümler kilitli idi ve uzaktan bakabiliyor dunuz.
Daha önce gittiğimiz Sturtgart kütüphanesi gibi burasıda ülkelerin gelişmişlik seviyesini göstermeleri açısından önemli. Kütüphaneler ve içlerinde ki eserler o ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile doğru orantılı olsa gerek.
Grand Central
Birçok tren hattının birleştiği, gökdelenlerin arasına sıkışmış nispeten tarihi (Bizim tarihi eserlerimizin yanından bile geçemeyeceği için böyle söylüyorum.) bir mekandayız. İçinde bir çok mağaza ve kapısız bir Apple Store' da var. Bir köşedeki sergi alanında ise VR gözlük ile kullanılan yerinde sayan bir bisikleti de tecrübe ettik. Cihaz size evde bisiklet kullanırken doğada geziyormuş hissi vermeye çalışıyor ancak oldukça başarısız.
Interpid
Eski bir uçak gemisini PIER 86 İskelesine yanaştırıp müze yapmışlar. Ama gerçekten eski. üzerinde yine eski uçaklar, helikopterler, Enterprise uzay mekiği, basit bir drone sergisi bile var. Para verip Amerikan eskilerini geziyorsunuz. Ama saygı duymak lazım. Yıllar yıllar önce bunları yapmasalar idi, şimdiki daha gelişmiş konumlarına ulaşamazlardı. Aynı durum artık eskimiş içinde fareler dolaşan Metro hatları, 1930 lu yıllarda ilkleri yapılan Gökdelenleri vs. vs. içinde geçerli.
NY Metrosu
Fare deyince hemen korkmayın, ilaçlamışlar. Yinede bazen trende yada istasyonlarda sizin yürüdüğünüz yerde değil, sadece rayların arasında görüyorsunuz. Youtube üzerinde nasıl alınacağına dair onlarca videosu bulunan NY metro biletini almak bir ATM den para çekmek kadar kolay. NY metrosu da bahsedildiği kadar karışık değil. Basitçe Manhattan' ı bir dikdörtgen olarak düşünün. Zaten tüm Manhattan birbirini dik kesen ve sıra ile dikeyde ve yatayda numaralandırılmış bulvar (Avenue) ve caddelerden oluşuyor. Arada Broadway gibi bir kaç çapraz giden bulvar da var. Üst taraf UpTown, alt taraf Down Town, Sol taraf West Sağ taraf East hepsi bu. Maps üzerinden gideceğiniz yere karar verince kalkış tren istasyonuna girin, Kağıt biletinizi turnikeden okutun, Uptown yada downtown gibi gideceğiniz yönün levhasını takip edip trene bineceğiniz yere ulaşın.
Top of the Rock
Empire states, Rockefeller Center, Crysler building vs. gibi canınız hangi binaya para verip çıkmak istiyor ise birini seçin. Biz bunu seçtik. Gece idi. Gündüzü tavsiye ederiz. Hatta mümkün ise Akşam saatlerine denk getirip ikisini bir arada yapın derim. Amerikan pazarlama sanatının harika örneklerinden biri olarak bir binayı parlatıp üstünden manzara seyretmeyi muhteşem bir etkinlik haline getirmişler. Çıkıp manzaraya bakıyorsunuz hepsi bu. O kadar çok ziyaretçi var ki, 3-4 yerde kuyruğu organize etmek için insanları bölüyorlar. İstanbul Safir' e de çıkmıştım. Burası beni daha fazla etkilemedi.
Lego Store 1
Hemen yanıbaşında ki Lego Store' ye uğradık ama 8 de kapanıyormuş kaçırdık.
2. Gün
Bugün pazar. Amerika' daki bir arkadaşımızı ziyaret edip, onun vesilesi ile Amerika' nın diğer -belkide asıl- yüzünü çocuklara göstermek istiyorum. Geniş yollar, bir kaç katlı evler, Alışveriş yapmak için alınan uzun mesafeler,yıllardır orada olup işi gücü yerinde olduğu halde dönmek isteyenler vs. vs.
Bu sefer Penn Station içinden, NY local metrosuna bağlı olmayan yani Metro kart ile binemeyeceğiniz LIRR (Long Island Rail Road) şirketinin trenlerine bineceğiz.
Eğer hafta sonu gidiyorsanız yoğun olmayan dönem olduğu için off peak biletlerini tercih edip daha ucuza biletinizi almalısınız.
LIRR, Kiosk cihazından biletini alıp tren hattına yönelip trenimize bindik. Hat tamirde olunca yolun yarısını tren yarısını ise otobüs ile götürdüler ve bizi Ronkonkoma istasyonunda indirdiler. Oradan bizi arkadaşımız alıp, Önce bir Türk market/restoranına götürdü. İçeride bir çok Türk ürünü var idi. Buralarda özellikle Türk markalarını getiren şirketler varmış. Ardından Arkadaşımız yaptığı evlerden birkaçını bize gezdirdi. Tipik amerikan mimarisi evler kullanışlı ama pahalı. Zaten alıcılar da ancak mortage ile ev alabiliyorlar. Bizde çok tartışılan AVM lerin şehirdışında olmasına yönelik uygulama Amerika' da uzun yıllardır var. Büyük bir outlet center' dan alışverişimizi yapıyoruz. Sonrasında ise akşam yemeğinde muhteşem bir sunum yapan Japon restaurant' ında balık, pilavımızı yiyip tekrar otelimize dönüyoruz.
3. Gün
T.Mobile
Bir arkadaşımızın ricası ile T.Mobile ofisine girip Sim kart aldık.30-40_$ a alınan bu kart ile hem bir amerika numaranız hemde 2Gb internetiniz oluyor. Tabii farklı seçenekler de var. Bizdeki ön ödemeli kart misali. Aldığınızda bunu Aktif ettirmeniz gerekiyor siz uğraşmayın, kartı telefonunuza taktırıp onlara yaptırın bu işi.
Central Park Zoo
İçinde Koyun, İnek gibi bizim için sıradan ama Gökdelenler ile dolu Manhattan ahalisi için farklı yaşam türleri olarak kabul edilen hayvanların da olduğu, Kayseri' deki Harikalar parkının çok çok daha küçüğü bir alana kurulmuş bir hayvanat bahçesi işte. Farklı olarak Penguen' leri ilginç bulduğumuzu söyleyebilirim Belli saatlerde Fok ve Penguen besleme etkinliklerini izleyebiliyorsunuz. Biz Fok a denk geldik.
Central Park
Gerçekten büyük bir park alanı. Detayları internet te her yerde var. Biz etrafında şöyle bir dolaşalım diye bisiklet kiraladık. Minik bir pazarlık ile 3*17_$ para verip 2 saat için bisiklet kiraladık. Parkın etrafından ve zaman zaman içinden de geçen bir yol var. Yolu üç şeride ayırmışlar, Sol şerit, koşucular Orta şerit bisiklet, sağ şerit ise park görevlilerinin arabalarına ayrılmış. Koca şehrin içinde sanki ormanda geziyorsunuz havası oluşturmuşlar. Tamamen düz olmayan, zaman zaman inişli ve çıkışlı bir yol var. Bisiklet kiralama bahanesi ile Park' ı bile sattılar bize.
National Museum of American History
5. cadde ile Central Park' ın batı ucunun kesiştiği yerden kiraladığımız bisikleti bırakıp (Ki bu noktada meşhur bir Apple store' da var.) Bu sefer parkın içinden yürüyerek National Museum of American History' e gittik. Yine büyük bir müze alanı. Çocuklar da yorgun olunca özellikle Dinazorların olduğu katı daha detaylı gezdik. Diğer bölümler de çok ilginç tabii.
Lego Store 2
Bu sefer açıktı. Girip bir tek bir şey aldık. Küçük bir mağaza. Manhattan' da, hele de Rockfeller Center altında kiralar pahalı olmalı.
Time Square
7. Avenue ile Broadway caddesinin kesiştiği yerdeki bol ışıklı reklam levhalı turistik bölge. Neden kalabalık olduğunu çocuklara anlatamadım. Çünkü bende bilmiyorum. Onlar ne var ki burada ışık işte deyip geçtiler. Ama biz yine de meşhur kırmızı merdivenlerde oturup, kalabalığı seyredip, 1-2 hediyelik eşya mağazasına hızlıca girip çıktık.
4. Gün
Brooklyn parkı
Bugün gökdelenleri şöyle bir uzaktan görelim istiyoruz. Bu sebeple en iyi Manhattan manzaralarından birini alabileceğimiz Brooklyn parkına gidiyoruz. Bu park' dan Manhattan, Brooklyn köprüsü ve Manhattan Köprüsünü üçü bir arada şeklinde görebiliyorsunuz.
Hemen oradan bir bilet alıp NYC Ferry ile karşıya tekrar Manhattan tarafına gidiyoruz.
Wall Street&NYSC&Öküz
Feribottan indiğimiz Wall Street iskelesinden hemen yürüyerek Wall Street caddesine gittik. Amerikan tarihi içinde önemli bir yeri olan Federal Hall merdivenlerinde oturup, New York borsasını, Wall Street caddesini ve ileride ki Sarar mağazasını gözlemledik. Ardından meşhur Charging bull heykelinde fotoğraf çektirdik. Çocuklar buna pek bir anlam veremeyince ona Öküz demeyi daha anlamlı buldular.
Battery Park&Özgürlük anıtı &Staten Island
Charging Bull' un hemen yanıbaşında ki bu park' a elimizdeki Subway Tuna sandviç ile gidip, diğerlerinin de yaptığı gibi parkta yemeğimizi yedik. Parkın hemen yanında ki iskelede Özgürlük heykeli turları ve karşısında Özgürlük heykeli var. İnternette ki yorumlarda da etkilenip, oraya gidip gelmenin vakit ve nakit kaybı olacağını düşünüp, ilerideki her nedense bedava olan Staten Island Ferry' e bindik. Bu feribot Özgürlük heykelinin nispeten yakınından geçiyor. Farklı bir açıdan Manhattan manzarası ve biraz okyanus havası almak isteyen bizim gibi turistler için ideal. Gittiğiniz yerde bir numara olmadığından indiğimiz gibi tekrar dönüş feribotuna bindik toplam hepsi 50 dk sürdü.
5. Gün
Macy's
Otelimizden hemen yürüme mesafesinde olan 9 katlı bizim Boyner' in tarzında ama epey irisi olan mağazadayız. Asma kattaki büroya pasaportunuzu gösterip, indirip kuponları alabilirsiniz. Eğer bir Outlet' e gitmek için ayıracak 1 gününüz yok ise bunun gibi yerlere mecbursunuz diyebilirim.
Bryant Park
Daha ilk gün gezdiğimiz Newyork Public Library' nin hemen arkasında ki bu küçük ama yoğun park' da iğne atsanız yere düşmez diyebilirim. Gökdelenlerin arasına sıkışmış bu küçük alan epey aktif. Yazın çayır olan alan, kışın buz pateni pisti olarak kullanılıyor.
Minik gösteriler, Öğle yemeğini hızlıca geçiştirmeye çalışanlar, güneşlenenler hepsi bir arada.
Whole Foods
Amazon bu markayı satın alınca Bryant Park'ın yanıbaşında ki mağazası dikkatimizi çekti. İçinde yiyecek adına bir çok şey var. ve çok kalabalık.
DJI Drones
Times Square'nin yakınında ki bu küçük mağazada profesyonel Drone' lar bulabilirsiniz. En ucuzu 500_$ idi.
Chelsea Market
Eski bir bisküvi fabrikasını orijinal ini nispeten koruyarak bir alışveriş alanına çevirmişler. Farklı bir deneyim idi.
Modern Pinball
Meşhur Pinball oyununu orijinal makinelerinde oynayalım dedik. Ancak umduğumuzdan daha kötü bir yer idi.
VR World
İçinde 40' dan fazla VR oyunu deneyebileceğiniz bir yer. Peşinen söyleyeyim Tokyo' daki VR PARK' ın yanından bile geçemez. Daha başarısız. İçinde farklı VR oyunlarını 2 saat için para verip istediğiniz kadar oynayabiliyorsunuz.
Minik notlar :
1. 14 yaşına kadar olan çocuklarınız için Eğer Anne-Baba' dan birinin ABD vizesi var ise sadece internet üzerinden müracaat ve form vs. gönderip çocuklara da Ebeveynlerinin vize süresi kadar vize alabiliyorsunuz.
2. ABD ye inmeden önce uçakta dağıtılan beyaz gümrük deklare formunu doldurun. Panik yok basit 3-5 soru işte. Formu pasaport kontrol noktasında sizden isteyecekler. Her aile için 1 adet yeterli Formun nasıl doldurulacağı THY uçağın koltuk ekranları arkasında ki bir video da var.
3. Ulaşım : Metro, Taxi ve tabii ki UBER. Fiyat ve olarak Taksiyi aratmıyor ve daha kolay bir çözüm olduğunu söyleyebilirim. Tabii ki Manhattan trafiğine razı iseniz.
4. Valizlere ne mi oldu? Uçaktan gece yarısı inmiş idik. Kargo ile aynı gün saat 23:00 gibi otel e geldi. Bu arada bende bir kaç kez havalimanı nı,THY Türkiye kayıp bürosunu, Bileti aldığım yeri vs. vs. aradım. Ancak tüm bunların ingilizce mi ilerletmek ten başka bir faydası olduğunu düşünmüyorum. Zira valizleri sonra ki uçak ile gönderip, benzer durumda olan diğer valizler ile otele göndermeleri bu kadar zaman almış olmalı.
5. Ne yedik? Dedim ya hassas olunca işiniz zor ama açta kalmazsınız. Tamamen peynirli pizza, Subway'dan Tuna yada salata menü, Türk ve Helal restorantlar hizmetinizde.
6. Geziden sanki memnun değilmişsiniz gibi : Bu aslında amacınıza bağlı ben gezinin amacına ulaştığını düşünüyorum. Çocuklara İngilizce' nin ne kadar gerekli olduğunu, Dünya'nın ne kadar büyük olduğunu, İnsanların ne kadar farklı olduğunu vs. vs. sürekli anlatmak yerine bir geziye sığdırıverdim.
Baktım olmadı gezmeye devam...
Silikon Vadisi, Japonya, Kayseri,Çin Fuar,Mısır, Almanya Cebit, CES, Yenidoğan Çocuklara isim koyma, Sefil Tur, Umre,Vestel ve Hugo Boss fabrika, Horizon 2020,Çocuklar ile Stuttgart Almanya Seyahati,5 Tam Gün Newyork Gezisi,Bosna-Hersek Seyahati Ailece-Turistik,Futurizm ile ilgili bir programdan alınan 3-5 not,Çocuklar ile Milano Gezisi,Kayseri' de gezebileceğiniz alternatif rotalar
16 Eylül 2017 Cumartesi
24 Mayıs 2017 Çarşamba
Bosna-Hersek Seyahati Ailece-Turistik
Bosna-Hersek Seyahati Ailece-Turistik
19-21 Mayıs tarihleri arasında 2 Gecelik kısacık bir Bosna-Hersek gezimiz oldu.
1 Bebek, 2 Çocuk ve Biz. Çocuklar ile seyahat zor ama kendince çok keyifli yönleri var.
Gittiğiniz yerleri kendi bakış açıları ile değerlendirip, sizin göremediklerinizi size söyleyebiliyorlar.
Minik bir uyarı, bu yazıda zaten internette bulabileceğiniz gezilen yerler hakkında ki tarihi bilgilerden ziyade sadece kişisel gözlemleri bulabilirsiniz.
Velhasıl,
Saraybosna' nın bizler için olmazsa olmazı Başçarşı ile gezimiz başladı. Bazılarının bir saatte dolaşıp bitirebileceği, bazılarınınsa günlerce dolaşabileceği bir yer burası.
Tam bir Osmanlı semti. Aslında küçük bir yer. Daracık sokaklar, onların içinde Kahve' ler, Bakırcılar, Moriçhan' da koyu sohbet'e dalmış Kahvelerini yudumlayan insanlar. Üzerlerinde Çaykur logosu olan Çaycı' lar. Ay takvimine göre çalışan saat ve kulesi,Boşnak Köftecileri, börekçileri ve Diğer dükkanlar...
Birbirine bir kaç yüz metre mesafede Camii' ler. Çok yakınında ki tepenin üzerinde Aliya İzzet Begoviç ve arkadaşlarının bulunduğu mezarlık
Başçarşı' nın bir ana Sokağı var. İlginç olan sokağın bir noktasında yerde Doğu-Batı işaretleri görüyorsunuz ve sonrasında ki dükkanların Daha batılı tarz olduğunu fark ediyorsunuz.
Birbirine çok yakın Kilise,Havra ve Camiler var. Buraya neden Batının Kudüs'ü dediklerini hemen anlayıveriyorsunuz.
Gittiğimiz ilk gün Cuma' idi. Cuma namazını kılmak için Gittiğimiz 2 camii' de de Kadınlar için yer olmayınca başçarşı yanında ki derenin karşısına geçip Fatih Camii' nde namazı kıldık. Hutbe ise elbette Boşnakça idi.
Camii' nin hemen karşısında (Başçarşı tarafında) bulunan Konyalı Ahmet Usta restoranında ise Boşnak Köfte' sinin tadına bakıp hemen 10 puan' ı verdik.
Paranızı hemen KM para birimine çevirip kullanabilirsiniz. Euro' da geçerli oluyor ancak en iyisi gittiğiniz her yerde bulunduğunuz ülkenin yerel para birimini kullanmak tabii.
Euro kullanıp üzerini madeni euro ile alırsanız, her nedense başka bir yerde kabul etmiyorlar. Bu durumda para üzerini KM olarak talep edebilirsiniz.
Savaşın acılarını daha yeni yeni geride bırakmaya çalışan halkın ve özellikle de yaşlıların gözlerinde savaş acılarının hissedebiliyorsunuz. Havalimanın olduğu İlica bölgesinde ki otelimiz ile Başçarşı arasında düz bir hat boyunca Tramvay hattı var idi. Ama Tramvay' lar çalışmakla birlikte çok eski görünümlü idi.
Saraybosna' da bir çok yerli markamızın mağazası hemen göze çarpıyor.
Farkettim ki Boşnak' ların araba sürme tarzları bize çok yakın. Burada araba sürmekte zorlanmazsınız :)
Akşam üzeri bir araba kiralayıp, bu sefer yine Başçarşı' da Közde pişen Boşnak Böreğinin tadına bakmaya gittik.
Bildiğiniz gibi Yurtdışında ki gezilerde artık kaybolmak, iyi restoranlara ulaşamamak, gezilecek yerleri kaçırmak, nereye nasıl gideceğinizi bulamamak mümkün değil. Yanınızda akıllı telefonunuz olduğu sürece malum harita, Gezi önerisi vs. uygulamaları ile kafanıza göre gezmeniz en doğrusu. Hele bizim gibi bir gruba bağlı olduğunda grubu engelleyecek aile grupları için bu teknolojik imkanları kullanmak çok faydalı oluyor.
2. Gün ise ilk olarak Havalimanı/Otel' e çok yakın mesafe' de ki Savaş Tüneli' ne gittik. 2KM ye aracı park edip, Müzeye girdik. Küçük ama anlamlı bir müze, Saraybosna kuşatması sırasında havalimanı pistinin altından geçip Bosnalıların ihtiyaçlarının karşılanmaya çalışıldığı 800 mt' lik bir tünel. Önce video odalarında Tünelin kullanıldığı zamanları ve savaşı anlatan belgeseli izleyip, Sonra müzeyi gezebiliyorsunuz. Tünelin tamamı geziye açık değil tabii, sadece 10-15 mt' lik bir kesimi deneyebiliyorsunuz.
Ardından buralara kadar gelmişken Mostar' ı da görmeden gitmeyelim dedik ve 125 Km mesafe deki Mostar' a doğru yola çıktık. Yolun ilk 30 Kilometresinin 2,5 KM karşılığında otobandan gidebiliyorsunuz. Ancak sonrasında gidiş/geliş olan dar bir yola düşüp, dağların arasından zor ama çok manzaralı bir yola çıkıyorsunuz. Yolun yarısından sonra ise bir nehir kenarından giden çok daha güzel bir yoldan gidiyorsunuz. Tüneller, Ağaçlar, Nehir....
Yolun 2/3' üne geldiğinizde Kuzu çevirme yapan dinlenme tesisleri var.
Mostar' da ilk durağımız Mostar Köprüsü oluyor tabii. Köprüye varana kadar sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları var. Köprüyü ve Köprüden suya atlayıp gösteri yapan genci' de izlemeyi ihmal etmiyoruz.
Ardından yine köprüye 300 mt mesafe' deki Koski Mehmet Paşa Camii' ne uğruyoruz. Buradan küçük bir ücret karşılığında Mostar köprüsünün en güzel fotoğraflarını çekebilmek, camii'nin minaresine çıkabilmek mümkün. Ne ilginçtir ki Kitabe' de 1 hafta önce bulunduğum Japonya' daki Tokyo Camii Vakfının bu camii nin tamirini de üstlendiğini görüyorum. Ama yine de hakettiği şekilde burada ki eserlerin korunduğunu söyleyemem.
Sonrasında ise yine yola düşüp Blagaj Tekkesine gidiyoruz. Dağın kenarında suyun çıktığı yerde kurulmuş bir Osmanlı tekkesi. Tabii restorasyon ile düzenlenmiş. Buraya Otobüs ile geldi iseniz 300-400 mt. geride otobüs ile inip yürümek zorundasınız. Arabanız ile geldi iseniz Tekke' nin hemen yakınında park yerleri mevcut küçük bir ücret ile buraya girebiliyorsunuz. Yine Turistik yerlerin olmazsa olması hediyelik eşya dükkanları ve Restoranlar burada. Tekke' ye doğru yürürken Tekke'nin en yakınında ve hemen sağda Halal Food yazan bir restorant ile karşılaşıyoruz. İçeriden çıkan Arap turist' e nasıl diye sorunca Kullün Halal cevabını alınca tereddütsüzce içeri giriyoruz. Suyun sesi ve minik şelalenin manzarasında yemeğimizi yiyoruz. Ardından Tekkeyi geziyoruz. Güzel, serin, manzaralı bu yerden hiç gitmek istemeyebilirsiniz.
Sonunda kısa gezimizin sonuna geldik. Eğer ailece bir yurt dışı gezisi düşünüyorsanız keyifle gezebileceğiniz ve hiç zorluk çekmeyeceğiniz bir yer Bosna-Hersek. Biz 1,5 güne bunları sığdırmaya çalıştık.
Son olarak Bir kaç fotoğraf ile bitirelim.
| Ay Saatine göre çalışan Saat ve Kulesi/Başçarşı/Saraybosna |
| Sadece Kova ve Lamba :) |
| Fatih Sultan Mehmet, Emperor's, Hünkar Camii' nde Cuma hutbesi |
| Kayseri Kaymek destek levhasınında bulunduğu Koski Mehmet Paşa Camii Yanında ki bina |
| Mostar Köprüsü |
| Mostar Köprüsünden Koski Mehmet Paşa Camii'nin görünüşü |
| Blagaj Tekkesinde Suyun dağın içinden çıktığı yer |
| Blagaj Tekkesi civarından yapmamanız gerekenler |
| Saraybosna-Mostar Arasında Harika bir manzara |
| Mostar Köprüsü |
Çay' a su koyma yöntemi :)
Köprüden Atlayan Adam.
23 Mayıs 2017 Salı
3 farklı açıdan Japonya Seyahati Notları, İş - Turizm - İbadet
İş
Japonya bizler için her zaman merak uyandıran bir ülke olmuştur.
Yapılması gereken seyahatinizden en az 3 gün önce http://www.softbank-rental.jp/e/rental.php yada http://japan-wireless.com/ gibi web sitelerinden inceleme, cihaz rezervasyonu ve ödemesini yapıp cihazınızı Tokyo' ya inişinizde yada adresinizde teslim almaktır. Böylece işiniz daha garanti oluyor ve cihazı yada gsm kartını daha ucuza temin edebiliyorsunuz. Biz rezervasyonda geç kaldığımız için Tokyo' ya indikten sonra Terminal1 binası içinde bulunan J WiFi & Mobile firmasından wi-fi router cihazı aldık. 6 gün için 90_$ ödedik. ve aynı anda 4 kişi kullanabildik. Ancak daha ucuzlarının olduğuna eminim.
Turizm
Tokyo' da ulaşım için Metro çok uygun. İlk olarak Büyük panolardan bulunduğunuz istasyondan hangi istasyona gideceğinize bakıyorsunuz. Buradan kaç Yen lik bilet alacağınızı buluyorsunuz sonrasında kiosk cihazına para koyup ücreti giriyorsunuz ve size o ücrete ait bir bilet veriyor. Bu bilet ile bu ücreti karşılayan herhangi bir güzergahta seyahat edebilirsiniz. Tabii Abonman/Kartlı geçiş uygulaması da var.
Biletlerinizi Metro girişindeki turnikede onaylatıp geri alıyorsunuz. Metrodan indikten sonra da yine turnikeye veriyorsunuz. Eğer içerisinde para kaldı ise cihaz size biletinizi geri veriyor.
Taksi de bir seçenek ancak aynı güzergah için ücretin metronun 7-8 katı olduğunu söyleyebilirim.
Kalabalık bir şehrin neden bu kadar temiz olduğu konusu ise tamamen Kültür ile ilgili. Elindeki bir çöp' ü saklayıp evine kadar götüren ve oradaki çöp' e atan bir halktan bahsediyoruz.
Okyanus kıyısında ve bir ada ülkesi olan Japonya' da her çeşit balığı yiyebilirsiniz.
Turizm açısından, İmparatorluk sarayı, Miraikan Müzesi, Japon tarihi müzesi, Tapınak gezisi, Tokyo Tower , Yodobahsi Akiba alışveriş merkezi gibi gezilerimiz oldu. Bunlar ile ilgili zaten internetten bir çok bilgi bulabilirsiniz.
Burada sadece Miraikan müzesinden Yodobashi alışveriş merkezinden bahsedeceğim.
Bir teknoloji müzesi, Ortada' ki Küre şeklinde ekran görülmeye değer doğrusu. Belirli saatlerde Asimo Show' u da 10 dakika izleyebiliyorsunuz. Müzede Çevreyi koruma, Japon uzay istasyonu, Duygusal robot örnekleri (Otonaroid) gibi bir çok ilginç bölüm/show var. Çok katlı gibi gözüken bir bina ancak 2 katı aktif. Eğer ailece çocuklu bir gezi yapıyorsanız gezmelisiniz. Aşağıda Küre ile ilgili bazı fotoğrafları paylaşıyorum. Yüzlerce küçük renkli panellerin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Canlı görüntüyü bu küre ekrana yansıtmak için büyükçe de bir sistem kurulmuş.
Yodobahsi Akiba alışveriş merkezi ise ağırlıklı teknolojik ürünlerin olduğu 8 katlı bir yer. Turistler için %10 gümrük indirimi ve bazı ürünler için Visa kart ile yapılan ödemelerde %5 extra indirim var. Japonya da kredi kartı yerine para daha çok tercih ediliyor. Sanırım kredi kartı sağlayıcıları Japonlara alışkanlık kazandırmak için extra indirim sağlıyorlar. Yaptığınız alışverişlerin gümrük indirimleri pasaportunuz ile anında yapılıyor. Havalimanında extra bir işleme gerek yok.
Made in Japan yazan ve Türkiye' de görmediğimiz (muadilleri var tabii) bir çok ürünü burada bulabiliyorsunuz. Gezmekten yorulduğunuzda üst katlarda ki masaj koltuklarını denemeyi unutmayın.:)
Metro istasyonlarının çok kalabalık, Trafiğin yoğun nufüsa kıyaslandığında çok az olduğu bir yer burası. Yaya trafiği ise bazı bölgeler de aşırı yoğun. Öyle ki araçlar için tüm ışıklar kırmızı yanarken sadece yayalar yeşil yanıp tüm yolları/meydan bir anda insanlar ile dolabiliyor. Sokakta sigara içemiyorsunuz. Bunun için ayrılmış belli alanlar var.
Çok fazla oyun salonu var. Koca koca adamları bu salonlarda görüyorsunuz. VR (Virtual Reality) ile ilgili oyunlara özel salonlar var. Bu salonlar VR teknolojisinin nereye gideceği ile ilgili size ilginç fikirler verecektir.
Konu ile pek alakası yok ancak tur dışarı da yağmur' da yağarken bir anne' nin çocuğunu taşıma şekli ve pervasızca telefon ile uğraşmasına ait bir fotoğrafı da sizler ile paylaşıyorum. :)
İbadet
Japonların kendilerine göre ibadet anlayışları var. Şintoizm, Budizm vs. arasında. Ancak tam olarak dinsizlik diyemeyiz. Zira anlatılana göre bir mağaza açılışında, düğünlerde vs. kendilerince bazı din adamlarının gelip dua ettiklerini bunları da çok önemsediklerini söylediler. Hayatın amacının çalışmak olduğunu düşünüyorlarmış. Bu aslında bir şeyi başaramadıklarında yada yanlış yaptıklarında intihar etmelerinin sebebini de açıklıyor. Çünkü o zaman hayatlarının amacı kalmadığını düşünüp intihar edebiliyorlar.
Biz orada iken Berat kandili idi. Tokyo camii' ne gidelim istedik. Altı çok amaçlı salon, üstü camii olan küçük ama güzel bir camii idi. 2-3 saf cemaat oldu. Ertesi günde Cuma namazına gittik. Bu sefer camii tamamen dolu idi. Japonca, İngilizce ve Türkçe hutbe okundu. Cami hocası ile tanıştık. Ayda 10-12 Japonun Müslüman olduğundan (en az yarısı evlilik yolu ile) bahsetti ki bu sayı elbette ki çok az. Konu ile kişisel değil bir ekip ilgilenmeli. Sadece Doğru bir şekilde tanıtım yapılsa bile bu Japonların çok ilgilisini çekecektir. Bilirsiniz Japonlar meraklı insanlardır. 2 Japon vatandaşının Teröristlerce öldürülmesi sonucu bu camiden onlar için dua edilmesi ve Terörün lanetlenmesi bile ana haber bültenlerine konu olmuş ve Japonlar tarafından memnuniyet ile karşılanmış. Cuma namazı sonrası cemaate yemek dağıtıldı. Camii 1930' lu yıllarda yapılmış. 1990' lı yıllarda yıkılıp yenden inşa edilmiş.
Biz orada iken Japon NHK kanalı camii' de 72 saat adlı 1 saatlik bir belgesel hazırlıyordu. Her yerde kamera var idi.
Japonya/Tokyo hakkında kısa gözlemlerim bunlardan ibaret.
Teşekkür : Yıldız Teknopark ve Diğer tüm katılımcılar
Japonya bizler için her zaman merak uyandıran bir ülke olmuştur.
9-14 Mayıs 2017 tarihleri arasında 6 gün için ülkenin başkenti ve dünyanın en büyük metropollerinden biri olan Tokyo' da bulunduk.
İstanbul' dan yaklaşık 12 saatlik bir yolculuğun ardından Japonya' ya ulaşıyorsunuz. Eğer uçağa bizim gibi gece yarısı binerseniz o gün gündüz tamamen yolda geçiyor ve aynı günün akşamına Tokyo' da oluyorsunuz. Yani Japonya' ya gidişinizde ilk gününüz yolda geçiyor.
Tokyo hava limanına daha ulaşmadan önce Türkiye' de ki operatörlerin Japonya için yüksek ücretli ve çok düşük kotalı internet hizmeti sunduklarını öğrenince çözüm arayışına girmiş idik.
Japon IT Week 2 si Tokyo, 1' i ise Osaka' da olmak üzere yılda 3 kez düzenlenen bir etkinlik. Etkinlik kapsamında salonlarda Gömülü sistemlerden, Iot' ye, Data Center çözümlerinden Yazılıma 13 ayrı başlıkta çözümler sunulmakta, Kabaca baktığımızda %80 Japon firmalarının ağırlıklı olduğu bir etkinlik kalanları ise daha yakın ülkelerin standları ve uluslararası firmalar olarak düşünebilirsiniz.
CES Amerika ve CEBIT Almanya ile kıyaslanacak olur ise bu fuarın çok da küçük olduğunu söyleyemeyiz. Ancak burada en önemli problem olarak dil karşımıza çıktı. Eğer yukarıda bahsettiğim uluslararası firma yada yakın ülkelerin firmalarının standlarında bir görüşme yapacaksanız ingilizce yeterli oluyor. Ancak Japon firmaları ile görüşmek kolay değil. Maalesef Japon firmaların standlarının bir çoğunda İngilizce bilmemeleri bizim için problem oldu. Kendileri konuşamadığı gibi, ürünlerinin ingilizce broşürleri de yok. Eğer bu fuar' a katılacaksanız muhakkak yanınızda bir Japonca-Türkçe Tercüman bulundurmanızı öneririm. Bu durum bir problem değil bir fırsat olarak görülmeli. Kim bilir belkide Kimsenin anlaşamadığı firmalar ile siz anlaşıp bir adım öne çıkabilirsiniz.
Fuar sağlı sollu 2 çok büyük hol, ve Sadece Iot ve Gömülü sistemler için ayrılmış 2 ayrı hol' den oluşuyor idi.
Japonların ticari Ahlak' larının çok iyi olduğu söyleniyor. Batı ülkelerinde olduğu gibi iş ilişkilerinde belge den çok sözün önemli olduğu, iş yapacağınız firmanın size güvenmesinin, kişisel ilişkilerin çok önemli olduğu söylendi. İşlerine çok bağlı insanlar ve yapamayacakları bir işin sorumluluğunu üzerlerine almıyorlar. (Yani bizde ki "hallederiz abi" yok.) Her şeyin bir kullanma kılavuzu (yapılış şekli) var ve asla onun dışına çıkmıyorlar.
Fuar' da ki broşür vs. dağıtma telaşında olan kişilerin çokluğu rahatsız edici idi. Bir kaç stand görüntü alınmasına izin vermedi. Bir stand' dan ürün aldım. Bununla ilgili form doldurmak istediler. Ancak her neden ise Türkçe adımı Japonca karakterler ile yazmaya çalıştılar. :)
Fuarda Ülkemizden Hacettepe Teknokent' inde bir standı var idi. Ancak Teknokent tanıtım broşürlerinden çok fiili olarak Teknokent firmalarının ürünlerininde olduğu bir stand olsa idi sanırım daha ilgi çekici olur idi. İlk deneyimden dolayı bu mazur görülebilir. Ancak bundan sonra ülke katılımı ile yada Teknokent olarak katılınacak fuarlarda muhakkak ülkemizde geliştirilen ürünler ile ilgili detaylı ürün prototipi, broşürü, demosu vs. olmasının şart olduğunu söylemeliyim.
İş fırsatları olarak Japonların donanımda iyi olduklarını ancak yazılım da -belki de dilden dolayı - fırsatlar olduğunu düşündük. Ayrıca oyun konusunda çok iyiler ve yerelleştirilecek oyun donanım ve yazılım fırsatları görünüyor. Deprem bölgesi olmasından dolayı bir Data Center' in sarsıntıya karşı güvenliği ile ilgili çözümleri de ancak böyle bir fuarda bulabilirsiniz. İlgi alanınıza göre sizde farklı fırsatlar yakalayabilirsiniz.
Doğu ve Uzak Doğu bölgesinde ki Ülkelerin standları da var idi. Bangladeş gibi nispeten fakir ülkelerin standlarının da olması ilginç idi. Bu açıdan bu ülkelerde de iş yapmak isteyen firmalar için bu fuar uygun olabilir.
Ticaret ataşesini de ziyaret ettik. Kendisinin verdiği Ne işiniz var Japonya' da türünden yapıcı (!) bilgiler ilginç idi. Durumu talebimizi kırmayarak bizi dinleyen Sayın Büyük elçimize bildirmeyi de bir Vatan borcu saydık.
Turizm bölümüne geçmeden önce Son olarak aşağıdaki Ekran görüntüleri, Japonya' da tanıştığımız aslen Pakistanlı bir danışmanın bize verdiği 8 sf.' lik tanıtım dosyasıdır. İçinde Japonya ile ilgili bazı bilgiler var.

Fuar' da ki broşür vs. dağıtma telaşında olan kişilerin çokluğu rahatsız edici idi. Bir kaç stand görüntü alınmasına izin vermedi. Bir stand' dan ürün aldım. Bununla ilgili form doldurmak istediler. Ancak her neden ise Türkçe adımı Japonca karakterler ile yazmaya çalıştılar. :)
Fuarda Ülkemizden Hacettepe Teknokent' inde bir standı var idi. Ancak Teknokent tanıtım broşürlerinden çok fiili olarak Teknokent firmalarının ürünlerininde olduğu bir stand olsa idi sanırım daha ilgi çekici olur idi. İlk deneyimden dolayı bu mazur görülebilir. Ancak bundan sonra ülke katılımı ile yada Teknokent olarak katılınacak fuarlarda muhakkak ülkemizde geliştirilen ürünler ile ilgili detaylı ürün prototipi, broşürü, demosu vs. olmasının şart olduğunu söylemeliyim.
İş fırsatları olarak Japonların donanımda iyi olduklarını ancak yazılım da -belki de dilden dolayı - fırsatlar olduğunu düşündük. Ayrıca oyun konusunda çok iyiler ve yerelleştirilecek oyun donanım ve yazılım fırsatları görünüyor. Deprem bölgesi olmasından dolayı bir Data Center' in sarsıntıya karşı güvenliği ile ilgili çözümleri de ancak böyle bir fuarda bulabilirsiniz. İlgi alanınıza göre sizde farklı fırsatlar yakalayabilirsiniz.
Doğu ve Uzak Doğu bölgesinde ki Ülkelerin standları da var idi. Bangladeş gibi nispeten fakir ülkelerin standlarının da olması ilginç idi. Bu açıdan bu ülkelerde de iş yapmak isteyen firmalar için bu fuar uygun olabilir.
Ticaret ataşesini de ziyaret ettik. Kendisinin verdiği Ne işiniz var Japonya' da türünden yapıcı (!) bilgiler ilginç idi. Durumu talebimizi kırmayarak bizi dinleyen Sayın Büyük elçimize bildirmeyi de bir Vatan borcu saydık.
Turizm bölümüne geçmeden önce Son olarak aşağıdaki Ekran görüntüleri, Japonya' da tanıştığımız aslen Pakistanlı bir danışmanın bize verdiği 8 sf.' lik tanıtım dosyasıdır. İçinde Japonya ile ilgili bazı bilgiler var.
Turizm
Tokyo' da ulaşım için Metro çok uygun. İlk olarak Büyük panolardan bulunduğunuz istasyondan hangi istasyona gideceğinize bakıyorsunuz. Buradan kaç Yen lik bilet alacağınızı buluyorsunuz sonrasında kiosk cihazına para koyup ücreti giriyorsunuz ve size o ücrete ait bir bilet veriyor. Bu bilet ile bu ücreti karşılayan herhangi bir güzergahta seyahat edebilirsiniz. Tabii Abonman/Kartlı geçiş uygulaması da var.
Biletlerinizi Metro girişindeki turnikede onaylatıp geri alıyorsunuz. Metrodan indikten sonra da yine turnikeye veriyorsunuz. Eğer içerisinde para kaldı ise cihaz size biletinizi geri veriyor.
Taksi de bir seçenek ancak aynı güzergah için ücretin metronun 7-8 katı olduğunu söyleyebilirim.
Kalabalık bir şehrin neden bu kadar temiz olduğu konusu ise tamamen Kültür ile ilgili. Elindeki bir çöp' ü saklayıp evine kadar götüren ve oradaki çöp' e atan bir halktan bahsediyoruz.
Okyanus kıyısında ve bir ada ülkesi olan Japonya' da her çeşit balığı yiyebilirsiniz.
Turizm açısından, İmparatorluk sarayı, Miraikan Müzesi, Japon tarihi müzesi, Tapınak gezisi, Tokyo Tower , Yodobahsi Akiba alışveriş merkezi gibi gezilerimiz oldu. Bunlar ile ilgili zaten internetten bir çok bilgi bulabilirsiniz.
Burada sadece Miraikan müzesinden Yodobashi alışveriş merkezinden bahsedeceğim.
Bir teknoloji müzesi, Ortada' ki Küre şeklinde ekran görülmeye değer doğrusu. Belirli saatlerde Asimo Show' u da 10 dakika izleyebiliyorsunuz. Müzede Çevreyi koruma, Japon uzay istasyonu, Duygusal robot örnekleri (Otonaroid) gibi bir çok ilginç bölüm/show var. Çok katlı gibi gözüken bir bina ancak 2 katı aktif. Eğer ailece çocuklu bir gezi yapıyorsanız gezmelisiniz. Aşağıda Küre ile ilgili bazı fotoğrafları paylaşıyorum. Yüzlerce küçük renkli panellerin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Canlı görüntüyü bu küre ekrana yansıtmak için büyükçe de bir sistem kurulmuş.
Yodobahsi Akiba alışveriş merkezi ise ağırlıklı teknolojik ürünlerin olduğu 8 katlı bir yer. Turistler için %10 gümrük indirimi ve bazı ürünler için Visa kart ile yapılan ödemelerde %5 extra indirim var. Japonya da kredi kartı yerine para daha çok tercih ediliyor. Sanırım kredi kartı sağlayıcıları Japonlara alışkanlık kazandırmak için extra indirim sağlıyorlar. Yaptığınız alışverişlerin gümrük indirimleri pasaportunuz ile anında yapılıyor. Havalimanında extra bir işleme gerek yok.
Made in Japan yazan ve Türkiye' de görmediğimiz (muadilleri var tabii) bir çok ürünü burada bulabiliyorsunuz. Gezmekten yorulduğunuzda üst katlarda ki masaj koltuklarını denemeyi unutmayın.:)
Metro istasyonlarının çok kalabalık, Trafiğin yoğun nufüsa kıyaslandığında çok az olduğu bir yer burası. Yaya trafiği ise bazı bölgeler de aşırı yoğun. Öyle ki araçlar için tüm ışıklar kırmızı yanarken sadece yayalar yeşil yanıp tüm yolları/meydan bir anda insanlar ile dolabiliyor. Sokakta sigara içemiyorsunuz. Bunun için ayrılmış belli alanlar var.
Çok fazla oyun salonu var. Koca koca adamları bu salonlarda görüyorsunuz. VR (Virtual Reality) ile ilgili oyunlara özel salonlar var. Bu salonlar VR teknolojisinin nereye gideceği ile ilgili size ilginç fikirler verecektir.
Konu ile pek alakası yok ancak tur dışarı da yağmur' da yağarken bir anne' nin çocuğunu taşıma şekli ve pervasızca telefon ile uğraşmasına ait bir fotoğrafı da sizler ile paylaşıyorum. :)
İbadet
Japonların kendilerine göre ibadet anlayışları var. Şintoizm, Budizm vs. arasında. Ancak tam olarak dinsizlik diyemeyiz. Zira anlatılana göre bir mağaza açılışında, düğünlerde vs. kendilerince bazı din adamlarının gelip dua ettiklerini bunları da çok önemsediklerini söylediler. Hayatın amacının çalışmak olduğunu düşünüyorlarmış. Bu aslında bir şeyi başaramadıklarında yada yanlış yaptıklarında intihar etmelerinin sebebini de açıklıyor. Çünkü o zaman hayatlarının amacı kalmadığını düşünüp intihar edebiliyorlar.
Biz orada iken Berat kandili idi. Tokyo camii' ne gidelim istedik. Altı çok amaçlı salon, üstü camii olan küçük ama güzel bir camii idi. 2-3 saf cemaat oldu. Ertesi günde Cuma namazına gittik. Bu sefer camii tamamen dolu idi. Japonca, İngilizce ve Türkçe hutbe okundu. Cami hocası ile tanıştık. Ayda 10-12 Japonun Müslüman olduğundan (en az yarısı evlilik yolu ile) bahsetti ki bu sayı elbette ki çok az. Konu ile kişisel değil bir ekip ilgilenmeli. Sadece Doğru bir şekilde tanıtım yapılsa bile bu Japonların çok ilgilisini çekecektir. Bilirsiniz Japonlar meraklı insanlardır. 2 Japon vatandaşının Teröristlerce öldürülmesi sonucu bu camiden onlar için dua edilmesi ve Terörün lanetlenmesi bile ana haber bültenlerine konu olmuş ve Japonlar tarafından memnuniyet ile karşılanmış. Cuma namazı sonrası cemaate yemek dağıtıldı. Camii 1930' lu yıllarda yapılmış. 1990' lı yıllarda yıkılıp yenden inşa edilmiş.
Biz orada iken Japon NHK kanalı camii' de 72 saat adlı 1 saatlik bir belgesel hazırlıyordu. Her yerde kamera var idi.
Japonya/Tokyo hakkında kısa gözlemlerim bunlardan ibaret.
Teşekkür : Yıldız Teknopark ve Diğer tüm katılımcılar
8 Mart 2017 Çarşamba
Futurizm ile ilgili bir programdan alınan 3-5 not
Bu yazı, Bir konu üzerinde Giriş-Gelişme-Sonuç içeren bir yazı değildir.
Sadece programdan aklımda kalanları madde madde yazacağım.
İlgilenenler her maddeyi İnternet üzerinden arayıp detaylarına bakabilir.
Maddeler arasında bir bağlantı aramayınız.
- Connected brain : Beyinler arası yada Beyin - Cihaz arası iletişim.
- Zaman sıçraması : Zamanın Lineer değil, ileri geri giden bir şey olması teorisi, Daha önce aklından geçen bir durumun ileride başına gelmesinin açıklanamaması gibi.
- Kişiselleştirilmiş ilaç : Her kişinin kendi Gen yapısına ve ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş ilaç
- İnsan ömrü uzayınca başımıza gelecekler. Aynı aileden 8 kuşak bir arada yaşıyor olabilir. Bu duruma özel ürünler geliştirilebilir.
- Akıllı haplar : Vücudun içinde dolaşıp, hasta yerleri tespit edip bulacak haplar (Ya bu haplar bizi öldürmeye karar verirse, Ne olacak?)
- Otomobil satın almak için uğraşma sadece kirala, Böylece Otomobil sayısı azalacak yılda bize x para ver şu kadar araba kullan diyecekler.Müşteri aboneye dönüşecek, Sahip olma kavramı yok olup, abone olduğunuz bir ürünün sürekli güncel halini kullanacaksınız.
- Rüyaları kaydetme, ölecek birinin anılarını transfer etme. Bu anıları ileride izleme (Eski fotoğraflara bakmaktan ötesi)
- Yeni teknolojiler, Yeni meslekler getirecek. Şimdiki meslekler Bilgisayar mühendisliği vs. bilimsel/teknolojik gelişmelere bağlı yine insan ihtiyaçlarıdan ortaya çıkmıştı.Meslekleri biz ihtiyaçlarımıza göre tasarladık. Yeni gelişmeler yeni meslekleri ortaya çıkaracak (Big Data mühendisliği gibi).
- Yapay zekası olan IQ 30.000 Olan bir bilgisayar İnsan Irkını beğenmez ise ne olacak? Irkçılık yapan bilgisayar aynı zamanda en büyük kanser uzmanı, en bey büyük reklam Ajansı olabilir. (Not Einstein IQ : 160 dır.)
- Entropi yasasına dikkat edin.
- Robotlar insanların işlerini ellerinden alır ise insanların gelir kaynakları neler olacak? Robotların vergi vermesi o vergilerin insanlara dağıtılması meselesi önemli
- Yeni kuşak iş konusunda : Bana bu şirkette nasıl bir yaşam tarzı öneriyorsun? Maaşı sormuyor bile
- Şu anda iş diye tariflediğimiz şey modern köleliktir. Hayallerimizi hep erteliyoruz bize zaman lazım. Oturmadığın ev için ömür boyu çalışıyorsun
- Japonya da insanlara tatil yapmayı öğretiyorlar
- İskandinav ülkelerinde ortalama herkes 6 şar sivil toplum örgütüne üye
- http://www.futurizm.org/ 2005 de kuruldu.
- İnsana en çok benzeyen robot sophia
- Emlak geliştiricisi şirket SV de garaj şeklinde iş merkezleri yapıp, girişimcilere vermeye başlamış. Garaj Kültürü...
- Hepimiz, Denenmişin rahatlığını tercih ediyoruz. Hep nasıl olmazı konuşuyoruz.
- Herşeyi robot yapınca insan bitkileşecek mi? İnsanların boş zamanı artınca bu zamanı eğlence de seyahatte değerlendirecekler ise o konuda ki işler artacaktır.
- Herşey kolaylaşıyor, insanlar bu kolaylıklardan artan Zamanda neler yapacaklar onlara kafa yorup, ona göre işler bulmalı
- 2045.com ,Avatar incelenebilir.
- Sanatçı robotlar incelenebilir.
- FOMO : Fear Of Missing Out, Gelişmeleri kaçırma korkusu (daha çok Z kuşağında) İnternet kullanan çoğu kişide de bu hastalık var.
- Beyin dinlendirme Hizmeti: Yoğun iş hayatından bunalan insanlara Beyinlerini dinlendirebilecekleri hizmetler sunacak yeni iş alanları oluşturulabilir.
- Rüya tasarımcılığı
- Duygu durumu tasarımcılığı
- Transformasyon Mühendisliği (Yeni teknolojiye geçmek istemeyenlere danışmanlık vermek)
- Organik Etiketler. Ürünle beraber tüketilebilen etiketler
Sayın : Ufuk Tarhan,Murat Şahin' e ve Habertürk TV' ye Teşekkürler.
14 Şubat 2017 Salı
Çocuklar ile Milano Gezisi
Yine bir Şubat tatilinde çocukların yurt dışı deneyimlerini artırmak için bir Milano seyahati planladık. Bir çok Blog sitesinde Milano ile ilgili onlarca Türkçe yazı mevcut. Biraz evhamlı olduğumdan çoğunu gözden geçirdim. Uçak biletlerini www.biletall.com üzerinden aldım.
İngilizcem çok iyi olmadığından seyahat sırasında en büyük çekincem dil problemi yaşamak oldu. Defalarca yurt dışına çıkmama rağmen ilk defa bir grubun üyesi olmadan hemde yanımda gelen çocuklarımında sorumluluğu üzerimde olarak bu seyahati yapacaktım.
Bu yüzden en kolay şekilde hava limanından otele nasıl gidebilirim? Otelden Milano' nun gezilecek yerlerine nasıl gidebilirim gibi konuları daha Türkiye' de iken planladım.
Aslında boşuna uğraştığımı biliyordum :) Çünkü Büyüklerin seyahat öncelikleri ile küçüklerin ki hiç bir zaman aynı değil. Siz yeni yerleri görmeyi planlıyorsunuz. Onlar uçak da cam kenarında oturmayı yada uçak içi eğlence sistemlerinden oyun oynamayı, Tren e binmeyi vs. vs. planlıyor.
Uzatmadan seyahat hakkında kısa kısa notlar ile devam edeyim.
Yurtdışı seyahatlerinizde uçaktan erken çıkmaya bakın. Ne kadar erken çıkarsanız muhtemelen Pasaport sırasında da o kadar az beklersiniz. Biz de öyle yaptık ve sıraya ilk giren ve hava limanından ilk çıkan biz olduk. Milano/Malpense Airport' dan Tren/Otobüs yada taksi ile Milano' ya ulaşmanız mümkün ancak dedim ya çocukların önceliğine göre hareket ettiğimden biz de Tren i seçtik.
Yönlendirme levhaları ile hızlı bir şekilde Terminal 1 altında ki Tren istasyonuna ulaştık. Bilet otomatlarından 1-2 deneme yaptık ancak bilet fiyatları yüksek çıktı. Hemen orada bulunan gişedeki bilet sırasına girdik. Gişe memuruna Milano deyip, çocukları ve kendimi gösterdiğimde çocukların yaşını sordu? " Age?. Evet ingilizce burada işe yaradı. Ten ve Thirteen deyince onlara yarım bana tam ücret alarak tek yön tren biletimizi verdi. Otomatta çocuk bilet seçeneğini bulamamıştık. Bileti gişeden almak daha avantajlı oldu. 13€+6.5€+6.5€
Çoğu hal dili, azı ingilizce ile bu çok kolay oldu. Okuduğum blog yazılarından tren biletlerinin alındıktan sonra bir makinadan geçirilip üzerine tarih işletilmesinin gerektiğini öğrenmiştim. Hemen oradaki makinaya bileti takıp/çıkarıp üzerine günün tarihinin işlenmesini sağladık. Böylece aldığınız bilet o güne özel olarak işlenmiş oluyor ve tren içinde ki kontrolde biletiniz geçerli hale gelmiş oluyor.
Trenord adlı Trene binip Milano/Central FS istasyonuna kadar aktarmasız 1 saat içinde vardık. Bilet görevlisi trenin içinde biletimizi kontrol edip, deldi.
Daha öncesinden Google maps üzerinde yerini tam olarak görebildiğim ve istasyona 250 mt uzaklıktaki UNA Hotel Century' e kolayca ulaştık. Resepsiyon görevlisine bir "hello" dedikten sonra booking' den aldığın otel konfirmasyonunu cep telefonu üzerinden gösterdim. Baktı anlamaya çalıştı, sonra pasaportları istedi. İşlemlerimizi yapıp oda anahtarımızı verdi. sonra bir şeyler anlatmaya başladı ki. Orada dur dedik. "Please Slowly speak or write" gibi bir şeyler söyleyince adamcağız hemen durumu anladı ve tane tane kahvaltı saatini ve oda ile ilgili 1-2 detayı söyledi ve bunları bize de yazıp verdi.
Velhasıl odamıza çıkabildik. Biraz dinlenip tekrar Central FS istasyonuna geldik. Bu sefer hedefimiz Şehir merkezi Duomo' ya gitmekti. Daha önce Milano metro haritasını incelemiştim. Milano' nun iyi bir şehir için ulaşım sistemi var. Yine önce otomattan bilet almayı denedik. Ancak cebimizde en küçük 20_€ var idi. Ve istediğimiz bileti aldıktan sonra cihazın para üstü vermesi gerekiyor idi. Ancak cihaz en fazla 9.95€ para üstü verebiliyormuş. Bunu anlamak için biraz uğraştık. Sonunda otomattan bileti alamayacağımızı anlayınca gişeye yöneldik. Ancak gişe memuru da kendinin Duomo bileti satmadığını söyledi. Sanırım şehirler arası trenlerin biletini satıyor idi. Ama hemen karşıdaki mini büfeyi gösterdi. Özel sektör her yerde ihtiyaçlara en hızlı çözümü bulur!
Meğerse Otomatta bizim gibi sorun yaşayanları hepsi o büfede imiş. Yine büfeciye kendimizi gösterip Duomo Ticket deyince çocukların yaşlarını sordu ve ben ve 13 yaşımdaki oğlum için bilet verdi. 10 yaşındaki için ise bilete gerek yok dedi. Böylece otomat da bir kez daha boşa zaman geçirmiş olduk. Ama Milano içinde de 10 yaşındaki çocukların ücretsiz seyahat ettiklerini öğrendik.
Metro istasyonunda haritaya bakıp gideceğiniz yeri buluyorsunuz. Bulunduğunuz yere göre gideceğiniz istikametteki son istasyonu adı gelen tren de ve yönlendirme levhalarında yazıyor. Ona göre Metro ya binip Duomo ya vardık.
Duomo büyük bir meydan, Katedral ve Victoria Emmanuel II adlı çok güzel bir Alış veriş merkezi var. Bir kaç fotoğraf çekip, Victoria Emmanuel II içinden geçerek yakınlarda ki Lego Store mağazasına vardık. Tabii ki yolumuzu turistlerin artık olmazsa olmazı mobil navigasyon uygulamaları ile (Google Maps) bulduk. Alışverişimizi yapıp hava da karardığı için hemen mağazanın önünde ki tren istasyonundan aktarmalı olarak otelimize döndük.
Milano içinde ATM adı verilen Tren sistemi çalışıyor. Malpense ve bazı şehir dışı hatlar için Trenord, Diğer şehirler ve ülkeler için ise TrenItalia var.
Hepsinin biletleri ayrı yerlerden satılıyor. ATM yani şehiriçi için ve TrenItalia için aldığınız biletleri onaylatmanız gerekmiyor. Çünkü istasyonların giriş ve çıkışlarında zaten biletinizi gösterip turnikelerden geçmeniz gerekiyor. Görebildiğim kadarı ile bu durum sadece Trenord Malpense havalimanı gidiş gelişte var.
2. gün ise İtalyanın en güzel yerlerinden bir çok ünlünün villasının da bulunduğu Como gölüne gitmeye karar verdik.Yine Central FS üzerinden direk Como ya giden bir tren bulduk. Google Maps yine burada hangi saatte hangi tren e bineceğimiz bilgisini bize verdi.İstasyon daki Trenord gişesinden gidiş dönüş biletimizi aldık. Tren e bu sefer turnikelerden geçip bindik. Biletin üzerinde 2. sınıf yazıyor idi. Ancak çocuklar trenin ön tarafına gidip 1. sınıf yazan ancak diğer koltuklarda da hiç bir farkı olmayan yere oturdular. Birine bileti gösterip sorun olur mu diye sordum. Kimin umrun da kontrol eden yok gibi bir cevap verdi. Yine 1 saat içinde Como ya vardık.
Son İstasyon olduğundan İstasyondan hemen çıkınca karşınızda Göl, Sağınızda 30mt ileride gök kenarında İstanbul Restaurant, 250 Mt ileride yine göl kenarında dağın üzerine çıkan bir finucular/tren, Yine istasyonun Solunda ve 250 mt ileride ise göl içinde gezi düzenleyen tur tekneleri var. Sol arkamızda ise Como merkezi ve çarşıları bulunuyor idi. 3-4 saat içinde hepsini gezdik. Finucular ile çıktığımız tepede güzel göl manzarası var idi. Ancak kış olduğunda her yer boş idi. Tekne gezisi de 1 saat sürdü ve 5-6 noktadan yolcu alıp indirdi. Daha uzakta olduğu için Bellagio gibi yerlere gitmedi. Ancak işin en güzel tarafı çocukların Finuculerin motor odasını incelemesi, Tekne gezintisinde ise okulda öğrendikleri İngilizce yi kullanıp teknenin kaptanı ile konuşup, tekneyi 5' er dakika kullanmaları oldu. Hem onlar ile konuştular hem fotoğraf çektiler hemde tekne kullandılar.
Ardından sahibi Sivas/Şarkışlalı ve 35 yıldan fazla bir süredir İtalya' da bulunan İstanbul Restaurantta pizzamızı yeyip, muhabbet ettikten sonra Milano' ya geri döndük. Vaktimiz var idi. Ancak havanında kararmasına 3 saat var idi. En iyisi Kapalı bir AVM ye gidelim dedik. Fiordaliso Alışveriş merkezine gitmeye karar verdik. Ancak uzak bir nokta Como' dan geldikten sonra indiğimiz Cadorna istasyonundan Metro+Tramvay ile gidebildik. yolculuk süresi 1 saati buldu. Bu arada 2 gün geçerli Milano içi Tren biletimizi aldık. Böylece bir daha Milano içi seyahatlerimizde hep aynı bileti kullandık. Tramway lara iniş/biniş de bir bilet kontrolü de yoktu. AVM ye en yakın istasyonda inip 300 mt kadar yürüyüp AVM içine girebildik. AVM şehrin de epey dışında. Birkaç saat dolaşıp alışverişimizi yaptıktan sonra yine aynı tren istasyonuna geldik. Ancak bu sefer bir sorunumuz var idi. Tarife ye göre 8 dk. da bir geçmesi gereken tren bir türlü gelmek bilmiyor idi.
Şehir dışında çocuklar ile mahsur kalmıştık. Tren yerine binebilecek ne bir taksi ne de bir otobüs bulabiliyorduk. İstasyona gelen kişilerde treni bekleyip bekleyip gidiyorlardı. Bir sorun vardı. Konuşmaya çalıştığım bir kaç kişi de bunu teyit etti. Yaklaşık 1 saat treni bekledikten sonra nihayetinde geldi. Sanırım tren gelmese idi, rastgele farklı istikametlere giden otobüslere binip bir merkeze ulaşmaya çalışacaktık. Oradan da nasılda bir vasıta bulunur diye düşünmüştüm.
3. günümüzde ise Leonardoda Vinci Bilim müzesini gezdik. Çocuklar için kimi zaman ilginç kimi zaman sıkıcı bir gezi oldu. Ardından Meşhur Buenos Aires Caddesi, Yine Duomo meydanı gezisi Laz 61 Türk restoranında yemek vs. den sonra otele geri döndük.
4. gün ise Türkiye' ye dönüş günü idi. Tek problemimiz havalimanına giden trene binmeden önce bileti makinaya takmayı unutmamız oldu. Kontrolör gelip biletin geçersiz olduğunu söyledi. Ancak kişi başı 50€ ceza yerine aynı bilet parasını yeniden ödeyerek sorunu çözdük. Sanırım bunda bu durumdan dolayı sinirli görünmemizin etkisi oldu. :)
Sonuç olarak; bizim için iyi bir tecrübe oldu.
Çocuklar ;
Yurt dışında nasıl gezilir?
Ulaşım araçları nasıl seçilir?
Dil bilmek neden önemli? Yabancılar ile nasıl iletişim kurulmalı?
gibi bir çok konuda tecrübe sahibi oldular.
Dünya' nın sadece kendi etraflarında dönmediğini dünyanın farklı yerlerinde farklı insanların olduğunu tecrübe ettiler.
Trafik ışıklarının ihlal edilmesi değil uyulması için koyulduğunu, daha caddeye adım atar atmaz diğer araçların yayalara öncelik tanıdığını hayretle gördüler.
Bir şehir de bir değil onlarca tren hattının olduğunu bunlar arasında nasıl seçim yapmaları gerektiğini tecrübe ettiler.
Gezilecek yerler ile ilgili çok fazla detay vermedim. İnternette bolca kaynak var zaten. Amacım Yurt dışına özellikle yabancı dil bilmediği yada çocukları ile çıkmaktan çekinenlere yardımcı olmak.
İngilizcem çok iyi olmadığından seyahat sırasında en büyük çekincem dil problemi yaşamak oldu. Defalarca yurt dışına çıkmama rağmen ilk defa bir grubun üyesi olmadan hemde yanımda gelen çocuklarımında sorumluluğu üzerimde olarak bu seyahati yapacaktım.
Bu yüzden en kolay şekilde hava limanından otele nasıl gidebilirim? Otelden Milano' nun gezilecek yerlerine nasıl gidebilirim gibi konuları daha Türkiye' de iken planladım.
Aslında boşuna uğraştığımı biliyordum :) Çünkü Büyüklerin seyahat öncelikleri ile küçüklerin ki hiç bir zaman aynı değil. Siz yeni yerleri görmeyi planlıyorsunuz. Onlar uçak da cam kenarında oturmayı yada uçak içi eğlence sistemlerinden oyun oynamayı, Tren e binmeyi vs. vs. planlıyor.
Uzatmadan seyahat hakkında kısa kısa notlar ile devam edeyim.
Yurtdışı seyahatlerinizde uçaktan erken çıkmaya bakın. Ne kadar erken çıkarsanız muhtemelen Pasaport sırasında da o kadar az beklersiniz. Biz de öyle yaptık ve sıraya ilk giren ve hava limanından ilk çıkan biz olduk. Milano/Malpense Airport' dan Tren/Otobüs yada taksi ile Milano' ya ulaşmanız mümkün ancak dedim ya çocukların önceliğine göre hareket ettiğimden biz de Tren i seçtik.
Yönlendirme levhaları ile hızlı bir şekilde Terminal 1 altında ki Tren istasyonuna ulaştık. Bilet otomatlarından 1-2 deneme yaptık ancak bilet fiyatları yüksek çıktı. Hemen orada bulunan gişedeki bilet sırasına girdik. Gişe memuruna Milano deyip, çocukları ve kendimi gösterdiğimde çocukların yaşını sordu? " Age?. Evet ingilizce burada işe yaradı. Ten ve Thirteen deyince onlara yarım bana tam ücret alarak tek yön tren biletimizi verdi. Otomatta çocuk bilet seçeneğini bulamamıştık. Bileti gişeden almak daha avantajlı oldu. 13€+6.5€+6.5€
Çoğu hal dili, azı ingilizce ile bu çok kolay oldu. Okuduğum blog yazılarından tren biletlerinin alındıktan sonra bir makinadan geçirilip üzerine tarih işletilmesinin gerektiğini öğrenmiştim. Hemen oradaki makinaya bileti takıp/çıkarıp üzerine günün tarihinin işlenmesini sağladık. Böylece aldığınız bilet o güne özel olarak işlenmiş oluyor ve tren içinde ki kontrolde biletiniz geçerli hale gelmiş oluyor.
Trenord adlı Trene binip Milano/Central FS istasyonuna kadar aktarmasız 1 saat içinde vardık. Bilet görevlisi trenin içinde biletimizi kontrol edip, deldi.
Daha öncesinden Google maps üzerinde yerini tam olarak görebildiğim ve istasyona 250 mt uzaklıktaki UNA Hotel Century' e kolayca ulaştık. Resepsiyon görevlisine bir "hello" dedikten sonra booking' den aldığın otel konfirmasyonunu cep telefonu üzerinden gösterdim. Baktı anlamaya çalıştı, sonra pasaportları istedi. İşlemlerimizi yapıp oda anahtarımızı verdi. sonra bir şeyler anlatmaya başladı ki. Orada dur dedik. "Please Slowly speak or write" gibi bir şeyler söyleyince adamcağız hemen durumu anladı ve tane tane kahvaltı saatini ve oda ile ilgili 1-2 detayı söyledi ve bunları bize de yazıp verdi.
Velhasıl odamıza çıkabildik. Biraz dinlenip tekrar Central FS istasyonuna geldik. Bu sefer hedefimiz Şehir merkezi Duomo' ya gitmekti. Daha önce Milano metro haritasını incelemiştim. Milano' nun iyi bir şehir için ulaşım sistemi var. Yine önce otomattan bilet almayı denedik. Ancak cebimizde en küçük 20_€ var idi. Ve istediğimiz bileti aldıktan sonra cihazın para üstü vermesi gerekiyor idi. Ancak cihaz en fazla 9.95€ para üstü verebiliyormuş. Bunu anlamak için biraz uğraştık. Sonunda otomattan bileti alamayacağımızı anlayınca gişeye yöneldik. Ancak gişe memuru da kendinin Duomo bileti satmadığını söyledi. Sanırım şehirler arası trenlerin biletini satıyor idi. Ama hemen karşıdaki mini büfeyi gösterdi. Özel sektör her yerde ihtiyaçlara en hızlı çözümü bulur!
Meğerse Otomatta bizim gibi sorun yaşayanları hepsi o büfede imiş. Yine büfeciye kendimizi gösterip Duomo Ticket deyince çocukların yaşlarını sordu ve ben ve 13 yaşımdaki oğlum için bilet verdi. 10 yaşındaki için ise bilete gerek yok dedi. Böylece otomat da bir kez daha boşa zaman geçirmiş olduk. Ama Milano içinde de 10 yaşındaki çocukların ücretsiz seyahat ettiklerini öğrendik.
Metro istasyonunda haritaya bakıp gideceğiniz yeri buluyorsunuz. Bulunduğunuz yere göre gideceğiniz istikametteki son istasyonu adı gelen tren de ve yönlendirme levhalarında yazıyor. Ona göre Metro ya binip Duomo ya vardık.
Duomo büyük bir meydan, Katedral ve Victoria Emmanuel II adlı çok güzel bir Alış veriş merkezi var. Bir kaç fotoğraf çekip, Victoria Emmanuel II içinden geçerek yakınlarda ki Lego Store mağazasına vardık. Tabii ki yolumuzu turistlerin artık olmazsa olmazı mobil navigasyon uygulamaları ile (Google Maps) bulduk. Alışverişimizi yapıp hava da karardığı için hemen mağazanın önünde ki tren istasyonundan aktarmalı olarak otelimize döndük.
Milano içinde ATM adı verilen Tren sistemi çalışıyor. Malpense ve bazı şehir dışı hatlar için Trenord, Diğer şehirler ve ülkeler için ise TrenItalia var.
Hepsinin biletleri ayrı yerlerden satılıyor. ATM yani şehiriçi için ve TrenItalia için aldığınız biletleri onaylatmanız gerekmiyor. Çünkü istasyonların giriş ve çıkışlarında zaten biletinizi gösterip turnikelerden geçmeniz gerekiyor. Görebildiğim kadarı ile bu durum sadece Trenord Malpense havalimanı gidiş gelişte var.
2. gün ise İtalyanın en güzel yerlerinden bir çok ünlünün villasının da bulunduğu Como gölüne gitmeye karar verdik.Yine Central FS üzerinden direk Como ya giden bir tren bulduk. Google Maps yine burada hangi saatte hangi tren e bineceğimiz bilgisini bize verdi.İstasyon daki Trenord gişesinden gidiş dönüş biletimizi aldık. Tren e bu sefer turnikelerden geçip bindik. Biletin üzerinde 2. sınıf yazıyor idi. Ancak çocuklar trenin ön tarafına gidip 1. sınıf yazan ancak diğer koltuklarda da hiç bir farkı olmayan yere oturdular. Birine bileti gösterip sorun olur mu diye sordum. Kimin umrun da kontrol eden yok gibi bir cevap verdi. Yine 1 saat içinde Como ya vardık.
Son İstasyon olduğundan İstasyondan hemen çıkınca karşınızda Göl, Sağınızda 30mt ileride gök kenarında İstanbul Restaurant, 250 Mt ileride yine göl kenarında dağın üzerine çıkan bir finucular/tren, Yine istasyonun Solunda ve 250 mt ileride ise göl içinde gezi düzenleyen tur tekneleri var. Sol arkamızda ise Como merkezi ve çarşıları bulunuyor idi. 3-4 saat içinde hepsini gezdik. Finucular ile çıktığımız tepede güzel göl manzarası var idi. Ancak kış olduğunda her yer boş idi. Tekne gezisi de 1 saat sürdü ve 5-6 noktadan yolcu alıp indirdi. Daha uzakta olduğu için Bellagio gibi yerlere gitmedi. Ancak işin en güzel tarafı çocukların Finuculerin motor odasını incelemesi, Tekne gezintisinde ise okulda öğrendikleri İngilizce yi kullanıp teknenin kaptanı ile konuşup, tekneyi 5' er dakika kullanmaları oldu. Hem onlar ile konuştular hem fotoğraf çektiler hemde tekne kullandılar.
Ardından sahibi Sivas/Şarkışlalı ve 35 yıldan fazla bir süredir İtalya' da bulunan İstanbul Restaurantta pizzamızı yeyip, muhabbet ettikten sonra Milano' ya geri döndük. Vaktimiz var idi. Ancak havanında kararmasına 3 saat var idi. En iyisi Kapalı bir AVM ye gidelim dedik. Fiordaliso Alışveriş merkezine gitmeye karar verdik. Ancak uzak bir nokta Como' dan geldikten sonra indiğimiz Cadorna istasyonundan Metro+Tramvay ile gidebildik. yolculuk süresi 1 saati buldu. Bu arada 2 gün geçerli Milano içi Tren biletimizi aldık. Böylece bir daha Milano içi seyahatlerimizde hep aynı bileti kullandık. Tramway lara iniş/biniş de bir bilet kontrolü de yoktu. AVM ye en yakın istasyonda inip 300 mt kadar yürüyüp AVM içine girebildik. AVM şehrin de epey dışında. Birkaç saat dolaşıp alışverişimizi yaptıktan sonra yine aynı tren istasyonuna geldik. Ancak bu sefer bir sorunumuz var idi. Tarife ye göre 8 dk. da bir geçmesi gereken tren bir türlü gelmek bilmiyor idi.
Şehir dışında çocuklar ile mahsur kalmıştık. Tren yerine binebilecek ne bir taksi ne de bir otobüs bulabiliyorduk. İstasyona gelen kişilerde treni bekleyip bekleyip gidiyorlardı. Bir sorun vardı. Konuşmaya çalıştığım bir kaç kişi de bunu teyit etti. Yaklaşık 1 saat treni bekledikten sonra nihayetinde geldi. Sanırım tren gelmese idi, rastgele farklı istikametlere giden otobüslere binip bir merkeze ulaşmaya çalışacaktık. Oradan da nasılda bir vasıta bulunur diye düşünmüştüm.
3. günümüzde ise Leonardoda Vinci Bilim müzesini gezdik. Çocuklar için kimi zaman ilginç kimi zaman sıkıcı bir gezi oldu. Ardından Meşhur Buenos Aires Caddesi, Yine Duomo meydanı gezisi Laz 61 Türk restoranında yemek vs. den sonra otele geri döndük.
4. gün ise Türkiye' ye dönüş günü idi. Tek problemimiz havalimanına giden trene binmeden önce bileti makinaya takmayı unutmamız oldu. Kontrolör gelip biletin geçersiz olduğunu söyledi. Ancak kişi başı 50€ ceza yerine aynı bilet parasını yeniden ödeyerek sorunu çözdük. Sanırım bunda bu durumdan dolayı sinirli görünmemizin etkisi oldu. :)
Sonuç olarak; bizim için iyi bir tecrübe oldu.
Çocuklar ;
Yurt dışında nasıl gezilir?
Ulaşım araçları nasıl seçilir?
Dil bilmek neden önemli? Yabancılar ile nasıl iletişim kurulmalı?
gibi bir çok konuda tecrübe sahibi oldular.
Dünya' nın sadece kendi etraflarında dönmediğini dünyanın farklı yerlerinde farklı insanların olduğunu tecrübe ettiler.
Trafik ışıklarının ihlal edilmesi değil uyulması için koyulduğunu, daha caddeye adım atar atmaz diğer araçların yayalara öncelik tanıdığını hayretle gördüler.
Bir şehir de bir değil onlarca tren hattının olduğunu bunlar arasında nasıl seçim yapmaları gerektiğini tecrübe ettiler.
Gezilecek yerler ile ilgili çok fazla detay vermedim. İnternette bolca kaynak var zaten. Amacım Yurt dışına özellikle yabancı dil bilmediği yada çocukları ile çıkmaktan çekinenlere yardımcı olmak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





