17 Ekim 2016 Pazartesi

Bir Eğitimden Süzülen Birkaç Kelam

Aile' de herkese göre Kenan Evren farklı kişidir. (Dede, Baba ve Oğul' a göre)

Gelişmemizin önünde ki en büyük engel ürün odaklı yatıp kalkmamızdır. İş modeline odaklanmamız gerekiyor ki gelişelim. 


İş modeli hak ettiğimizi almak üzere kurulmalı.


Sizi bugüne getirenler, hedeflerinize götürmeye yetmeyecek.


Otomobil ilerde tekerlekli bilgisayar olacak.


Bilmek yapmak değil, sadece yapmak yapmaktır.


Referanslar, kullanım kolaylığı, destek ve yazılımın arkasında kimler var. Bunlar bir bütün olarak yazılımın değerini oluşturur. 


Marka bir sözdür. Güçlü marka ise bazen değil her zaman tutulan bir sözdür. 


İşinizde birileri sadece müşteri odaklı düşünmeli ve çalışmalı. Ürün ile uğraşmamalı.


Kitap tavsiyesi : Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı


Kitap tavsiyesi : Marketing: An Introduction


Odaklanmak ve Basitleştirmek  // Steve Jobs


Merceği tutup beklemek lazım. Büyüteç odaklanmaz ise yakmıyor.


İş modelinizi anlamak ve anlatabilmek lazım. Mesela Kayınvalide' ye anlatabilmek lazım. O anlıyorsa sorun yok! İş modelimizi ilk okul mezununa göre oluşturmalıyız.


Bir konuş iki dinle.


Kazan - Kazan


Sinerjiye önem verin.


Bir projede en sondan başlayın. Yani hedefinizi iyi belirleyin.  Projenin sonunda ne olacak da müşteri bunu alacak diye şimdiden sorun.


Apple basitliğe, Toyota ise kaliteye odaklanıyor. 


Yapacağımız işleri de yapmayacağımız işleri de iyi belirlememiz gerek. 


Pazarlama da belirlenecekler



  • Segmentasyon (Müşteri grupları) - İstek ve ihtiyaçları birbirinden farklı olan müşteri gruplarını belirleme, (Coğrafi büyüklük, Yoğunluk, Davranış biçimi, Fayda ...)Segmentasyon sizi bir sonraki  adıma hazırlar. 
  • Hedef belirleme (Kimlere satabileceğimizi ve kimlere satamayacağımızı belirleyeceğiz.
  • Konumlama (Ürün, Değer(Fiyat),Yer ve promosyon)

4P (Product, Place, Price, Promotion)

Ama, Afrika pazarına gireceksen acele etmeyeceksin 

4P (Patience, Patience, Patience, Price) - (Sabır, Sabır, Sabır ve Fiyat)

Pazarlama da Algılama her zaman gerçeklerden daha büyüktür. ve Algılama gerçeklerden daha önemlidir.


Tüm müşteriler ile değil en karlılar ile iş yapın


Mesela Nespresso' nun Nişantaşında ki mağazasında marka konumlamayı inceleyin.


Kendi şirketiniz için Segmentasyon yapın. Sonra buna yönelik hareket edin


Apple Water (Apple su satsa ne olurdu?)

Mesela  logo içinde ki renk suyun sıcaklığına göre renk değiştirebilirdi.

Satış yapmak için harcayacağınız çaba sizi batırmamalı. 


Focus Group :  Müşterilerinizi bir yere toplayıp, ürünleriniz hakkında görüş bildirmelerini istersiniz. 


Değer Önermesi  :  Ürünüz insana ne değer sağlıyor?


Her reklam kampanyasından önce/sonra bu kampanya olsa ne olurdu? olmasa ne olurdu ya bakmak lazım. 


İşleri adım adım yapmalıyız. Adım adım demek, asla geri adım atmamaktır.

Adım adım  giderken, At adımı ile değil Manda adımı ile gitmeli. (At ayağını bir o yana bir bu yana atar. Manda ise sağlam basar.)

Projemiz için şu soruların cevabını verebilmeliyiz

En çok kimden kazanırız
En çok kimlerin ihtiyacı var?
Kullanıcının bu projeden sağlayacağı en büyük fayda nedir?

45-50 yaş arası çalışanlarda kapanan kapı sendromu olabilir. (Ben daha ölmedim!) - Motor' a binme vs. gibi aktivitelere başlarlar. 


Bugünkü para ile yarınki para farklıdır. Paranın Zaman değeri vardır.


1/5 kuralı : 1 Tl' lik pazarlama harcamasına karşılık 5 Tl. kazanmalıdır. 


Yurtdışına çıkarken, sadece bir pazara odaklanıp, belki de orada ki bir müşteriye odaklanıp, delip geçmek sonra da gelişmek daha doğru olacaktır. Otobüs satacaksan, o ülkedeki hazır lastik satıcıları kanalını değerlendirebilirsin.


İdeal Müşteri :  Para verecek, İş yapmak kolay olacak, Üründen maksimum fayda sağlayacak.


"Non consantrated marketing activity" Adamı bir yere götürmez. 


"Parayı herkes kazandırır, biz size zaman kazandırıyoruz" sizin ürününüz için iyi bir slogan olabilir.


Yanlış müşterinin peşinde gidiyorsanız, ağzınız ile kuş tutsanız başarılı olamazsınız. 


Öğrenilmiş çaresizlik, yada "O iş bizde olmaz" deyip her şeye karşı çıkan insanlardan uzaklaşmalı.


Bizim aynı işi sürekli yapmak konusunda sorunumuz var.


Kaizen  :  Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem al. (Japonlar' dan)


Sattığımız şey ürün değil faydadır. 


Faydayı ise ihtiyaçlar ve istekler oluşturur. 


"A Feature Tells, A benefit Sells!" - Özellik Anlatır, Fayda Satar.


Me Marketing - Bizim ürünümüz, Bizim çözümümüz, Biz Şöyleyiz, Biz Böyleyiz.


You Marketing : Sizin ihtiyaçlarınız, Sizin için çözümümüz.


Mesela web sitesinde müşterilerin ihtiyaçlarını nasıl ve ne kadar iyi çözdüğümüzü anlatmalıyız.


Bus :  Alçak tavanlı, hafta sonu tura çıkan otobüsler, Turist otobüsleri

Coach : Türkiye' de şehirler arası seyahat te kullanılan otobüsler

Müşteriyi tanı, ürüne müşterinin bakış açısı ile bak.


Müşteri' den feedback almak gerekli.


Fiyatlama



  • Çok bulunabilir olmamak 
  • Varolmak (Günü kurtarmak)
  • Ürün-Kalite liderliği (Mercedes ucuz satamaz)

Fiyatı etkiler.
  • Fiyat esnekliği
  • Müşteri tabanlı fiyatlama yapılmalı
  • Fiyatlama da her zaman cesur fiyatla, yüksek fiyatla çıkılmalı gerekir ise aşağı çekilebilir. Tersi doğru değildir.

Herkes için her şey olamayız. 

İhracat yaparken ek satışın maliyeti iyi hesaplanmalıdır.


Kitap tavsiyesi : Marketing - Management -Introduction to Marketing Philip Kotler


Karşıya iletilen şikayet aslında karşıya armağandır.


Beyin fırtınası yaparken, ortaya çıkan fikir eleştirilmez, 

sadece o fikirden yola çıkılarak yeni fikir ortaya atılabilir.

Fiyatlama Yöntemleri



  • Maliyet+Kar
  • Rakibe göre fiyat
  • Değere göre fiyat
  • Sabit/dinamik fiyat
  • Fiyatı pazar belirler

Zammı duyurmak
  • Müşteriye çaktırmadan zam yapmak doğru değil
  • Detaya girmeden, şu sebepten dolayı fiyatımız şu oldu demeli
  • Uygulamanızın üstünlük ve faydaları anlatılmalı


Yapılan zamdan sonra satış çabamızı artırmamız gerekli.
Fiyat zamları bir fidandır, onu dikip sulamalı ve ilgilenmeliyiz.

Fiyat artırımının zamanlaması iyi yapılmalıdır.
Zam büyük ve en kıymetli müşterilere şahsen duyurulmalıdır.

"Arkadaş ben ucuz mal alacak kadar zengin değilim"

En düşük maliyet sizde değil ise asla fiyat savaşı başlatmayın!

Bir fiyat koymak kolay ancak bu fiyatı müşteriye doğru olarak anlatmak zordur.

İnovasyon için bilinenin dışına çıkmak gerekli

Eğer web sitemize gelen kaçıyor ise reklama para vermeyip önce siteyi adam etmek gerekli

Marka, dikkat çekmeyi, farkında olunmayı sağlar.

Hergün 1/2 sf yazarsanız kitap yazabilirsiniz.

Yeni bir kitap yazmak raftan 100 kitap alıp 101. kitabı yazmaktır.

Yeni bir şey yapmıyorsunuz, mevcut çalışmaları özümseyip, üzerine 1 tuğla koymalısınız.

Plan, Do, Check, Action.

Çalışan sayısı arttığında insanların niçin çalıştıklarını bilmeleri gerekir

Para bir motivatör değildir.

Maaş Boğaz' da eve benzer, ilk günler boğaz' a bakarsınız ancak maaşı önemsemezsiniz. Yani ilk günler manzaraya bakmak sizi hoşnut eder, sonra etmez. 

Maaş, ofis düzeni, yemeklerin iyi olması insanları motive etmez. Bunlar hijyen faktörleridir. Bunların yerine Motivasyonu başarı sağlar.  Ortada bir takım olmalı insanlar kendilerini bir takımın üyesi olarak görürler ise o zaman motive olurlar. 

Hedef koyup o hedefe ulaşmak başarıdır.

Başarı karşısında verilen primin miktarı önemli değildir. Ekibe başarılı olduğunu hissettirmeniz onları mutlu ve motive eder. 

İş modelleri ile uğraşmadan önce ideal müşterimizi iyi tanımlamamız gerekir. 

Kitap tavsiyesi : Business Model Generation // Alexander Osterwalder
İzleme : https://www.youtube.com/results?search_query=Stanford+Speech+Osterwalder


İş modeli tablosunu Post-it ile dorduralım.

İş modeli oluştururken

Müşteri grubunu belirleyin
Bu listeyi segmentleyin
Ürününüzün değer önermesini belirtin. (Bu yazılım ile ne fayda sağlayacaklar)
Önemli olan müşterilere bunu sunun. 
Müşterilerden kendilerine göre bizim yazılımımızın önemli gördükleri yerleri söylemelerini isteyelim.
Bu iş modeli tablosunu Planla, Uygula ve Kontrol et, Önlem al yaklaşımı ile çalıştıralım.

"Satılmayan mala zam yapacaksın!"

Ofis içinde bir adama bağlı adam sayısı 5 ile 9 arasında olmalıdır.

Bir yerden sonra yönetilemez hale geldi ise ara rol yöneticilik vermelisiniz.

İletişim için e-posta'dan çok yüz yüze görüşmeyi tercih etmeliyiz. "Yüz, Yüzden utanır."

Small Talk çok önemlidir. 

Öğrenmede 70/20/10 kuralı vardır. Öğrendiklerinizin %70 ini yaparak öğrenirsiniz. %20 sini okuyarak ve böyle eğitimlere katılarak alırsınız, %10  da Coaching/mentoring gibi destekler ile gelir. Eğitim öncesinde, eğitimde ve eğitim sonrası vereceğimiz ödevlerde "yapmak" üzerine konsantre olmak gerekir. Yoksa %70 gider. Şimdiye kadar ne eğitimler almışsınızdır ama geride çok az şey kalmıştır. "Learning curve" duymuşsunuzdur. Ama bir de "Forgetting curve" var. Uygulanmayan unutulur.

Yusuf Soner Hocamıza Teşekkür ederim. 


3 Mayıs 2016 Salı

Vestel ve Hugo Boss Fabrikaları Gezi Notları


Az kişi ile çalışan firmalar ve özellikle' de yazılım firmaları için büyük üretim kapasitelerine ve çok çalışana sahip firmaların uyguladığı kalite yöntemleri ve İnsan kaynakları yönetim metotları tuhaf gelebilir. Ama işin içine biraz girdikçe kaliteyi yakalamak ve binlerce insanı yönetmek için bu yöntemlerin gerekli olduğunu anlıyorsunuz. Çoğu Japon' lardan ve Toyota gibi büyük firmalardan devşirilen yöntemlerin içine "Türk usulü" bir şeyler de katılmakta. TPM, 6Sigma, Lean, 5S, Kaizen gibi Kalite konusunda bir çok method vs. var. Firmalar da bunları kurmak, yönetmek vs. için kurulmuş büyük ekipler var. ve ciddi para harcıyorlar. Ancak sonuçta üretimde ki bir kaç puanlı artış. Yada kalitenin artması ile marka' ya olan güvenin artışı her şeye değiyor. 

Biraz yukarıdan bir bakış açısı ile aslında büyük küçük tüm Kaliteli ve iyi iş çıkaran firmaların kendi işleri için  -adları her ne kadar böyle gösterişli olmasa da-  birtakım kalite yönetim metodları kullandığını söyleyebiliriz. 

Bence büyük firmaların da böyle firmalardan Kalite adına öğrenecekleri bir şeyler bulunmakta.

Vestel ve Hugo Boss firma ziyaretlerinden bazı  notlar ise aşağıda

Vestel

Manisa OSB' de birbirinden bağımsız yerlerde 3 ayrı Vestel fabrikasını gezdik. 
16.000 çalışanlarından 1000'  Ar-Ge elemanı. Bunların 380 adedi, Beyaz eşya bölümünde. Çin uzak olduğundan Avrupa ürünlerini burada ürettirmek istiyor. Bu sebeple bir çok markanın fason üretimi bu fabrikalarda yapılıyor. Avrupada satılan her 4 üründen 1' i bu fabrika' dan çıkıyor. 6 Milyon Beyaz Eşya/Yıl üretimleri var. Üretimin %75'  fason, %25' i Vestel markalı çıkıyor. İçeride aklınıza gelebilecek hemen hemen tüm markalar için üretim var. Vestel markası sadece Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinde var. Sadece Beyaz eşya kısmında 5.700 çalışan var. National Geographic kanalında Vestel ile ilgili bir Mega Fabrikalar Belgeseli var. İzlenebilir. 

Yöneticilerin büyük fabrika alanlarınında yürüyüp riskleri yerinde görmesine "Safety Walk" deniyor. 

Bu tip büyük işletmelerde "Öneri Sistemi" ne çok önem veriliyor. 
Öneri sistemini kur, Öneri Gir, Değerlendir, Uygula. Öneriyi Kapat. Kabaca yapı bu şekilde. Önerilerin en alt birimde ki elemandan gelmesi  sağlanacak şekilde sistem kurulmalı ve herkes kendi alanı ve işi ile ilgili kolaylaştırıcı, güvenliği artırıcı, Hızlandırıcı vs. öneriler sunabilmeli. Kaliteli öneri sunanlar da ayrıca ödüllendiriliyor. 

Bir örnek Tusaş,F16 motoru üretiyor, 1000 çalışanı var. Yılda 50.000' den fazla öneri geliyor. 

Eleman Alımı
Vestel' de de elemanlar 3-6 aylık bir deneme sürecinden geçirilip işe tam olarak alınıyor. Bu dönemde İşten çıkma (Turnover) oranı %30-35 civarında. Ama sonrasında Bu oran %1,2 ye kadar düşüyor. Bu bile 16.000 kişilik bir fabrika için ciddi eleman sirkülasyonu demek ve bunu yönetmek için sürekli sistem geliştiriyorlar. Mesela Yeni gelen elemanları eğittikleri bir Vestel Akademi kurmuşlar. Burada elemana Tornavida tutmadan, yağ çeşitlerine kadar bir çok eğitim veriliyor. Ardından eleman bir sürede bir ustanın yanında çalışıp üretim bandına dahil ediliyor.

Daily Management
Çok hızlı ürün çıkmasına rağmen kalite standartlarını azamiye ulaştırmak için her gün mutlaka birim yöneticileri, kalite, bakım sorumluları ve mavi yakalı çalışanların katıldığı 20-25' er kişilik gruplar ile ayakta, sabahları bir değerlendirme toplantısı yapıyorlar. Dün hedefleri ne kadar tutturduk. Hangi sorunlar oluştu, bunları nasıl çözdük, Bugünkü üretim hedefimiz nedir vs. Bu toplantılardan muhakkak değerlendiriliyor. Her Birkaç Saniyede bir ürünün çıktığı bir fabrika için 15 dk. üretimin Genel Müdür izni ile bu toplantılar için durması önemli. Demek ki  bu toplantılar sayesinde üretim kaybından fazlasını kazanıyorlar.

"Çalışana bir çalışmayı neden yaptığınızı anlatmazsanız hep art niyet arar. "

Temotoka yöntemi ile bir üretim bandında çalışan kişinin en az hareket ile maksimum ve en kolay şekilde iş yapması planlanabiliyor. Bununla ilgili aparatlar atölyelerde yapılıp hizmete sunuluyor. Elemanın hareketleri önce kameraya çekilip dikkatlice inceleniyor. Mesela Eleman önüne gelen bir buzdolabı için sürekli eğilip kalkmak zorunda kalıyor ise Atölyle buzdolabını  yukarı kaldıran bir aparat yapıp elemana sunuyor. Bu hem elemanın yorulmasını engelliyor hemde daha fazla iş çıkarmasını sağlıyor. Binlerce ürün çıkaran bir işletme için çok önemli bir çalışma. 

Elemana, İş akış şeklini söylemek, işi anlatılan şekilde yapınca neyin düzeleceğini söylemek, yapmadığında da müşteride hangi problemin çıkacağını söylemek önemli.

Vestel içinde Çizgi takip eden  taşıyıcı robotlar kullanılıyor. Led panel üretimi için yeterli destek i alamadıklarından üretemiyorlar. Onun harici bir elektronik ürünün tasarımından üretimine kadar tüm süreçleri kendi elemanları yapıyor. 
Led panelin monte edildiği Tozsuz odada da robotlar dan desek alınmış.

Mavi yakalı elemanların kullandıkları makinanın bakımını da üstlenmeleri sağlanmış. Bununla ilgili eğitimler verilmiş. Böylece hem bakım personelinin iş yükü, hemde saha da ki makina arıza oranı azalmış.

Bir TV test odasına girdik, Yüksek sıcaklık ve nem ortamında  TV' leri  çalıştırıp test ediyorlar idi. Orada bir çok farklı markanın ürünlerinin Vestel' den çıktığını tekrar gördük. 

Beyaz eşya alırken markaya değil, ürün özelliklerini odaklanmak gerekli, Aslında hepsi aynı yerde ama farklı etiketler ile üretiliyor. 



Hugo Boss

Moda sektörü daha insan odaklı
İzmir Serbest bölgede ki fabrika en büyük fabrikaları 4000 çalışan var. 
Takım elbise kumaşı genelde Yurtdışından (Almanya-İtalya) geliyor. Burada elbiseye dönüşüp, Satış ve dağıtım için tekrar Almanya merkez e geri gidiyor. Gömleklerde ki kumaşın ise %30' u yerli.130 ülkede 1000' den fazla mağazaları var. Boyner Ykm gibi ise 7600s satış kanalı var. Satışın %70' i kendi mağazalarından kalanı diğer mağazalardan. 

Burada ilginç ünvanlar ile tanıştık. 
Organizasyon Geliştirme Uzmanı
Yetenek Yönetim Departmanı
Yetenek Gelişim Diyaloğu

Firmanızda ilginç ünvan ve departman isimleri bulmak istiyorsanız Hugo Boss a bakmalısınız. 

"İnsanlara yaşam tarzı satıyoruz."

şeklinde bir yaklaşımları var. Sanırım o fiyata takım elbiseyi de başka türlü satamazlar :)

Takım elbisenin yanında ihtiyacınız olacak Saat, Gözlük vs. de kendi adlarına fason üretiliyor. 

Toplamda Firmanın 3 Milyar €uro cirosu var. Artık bir aile şirketi olmaktan çıkmış Global ve (sahibi belli olmayan) bir şirket durumunda. 

Aynı isim' da ancak farklı renkte 4 adet logoları var. Black İş, Green Spor, Orange Akşam Hafta sonu için. Ayrıca Sadece Hugo adında birde Avangarde bir markaları var. 

Mavi yakalı elemanlar Ekip lideri olmak için zaman zaman başvuruyorlar. Bunlar seçilip 1 yıl Ekip lideri eğitimine alınıyorlar. Eğitim süresinde makina başında çalışmıyorlar. Sonra 20-25 kişilik bir ekibin lideri oluyor ve onlardan da sorumlu oluyorlar. Sonrasında 3-4 ekibi yönetebilecek Grup lideri olma ihtimalleri de var. Sürekli eğitim var. Sanki Askeri sistem gibi. Mavi yakadan Beyaz yakaya mühendis olmasalar da geçip, ekip lideri olabiliyorlar. 

Burada ünvana değil kişinin yaptığı işe bakıldığı rahatlıkla söylenebilir.

"Çalışanlara asla tam olarak ne yapacaklarını söyleme. Ne zaman bunu yaparsan onlardan sorumluluğu almış olursun."

Alttaki adam zaten yukarıda cevabı verecek biri olduğunu bilir ise kendini geliştiremiyor. Bir sorun olduğunda sorunu getiren kişiye söylenecek ilk söz "senin önerin nedir?" demek olmalı. 

"Sorgulayan zihinler yetiştirmeliyiz."

"Motive etmekten daha ötesi ve doğrusu esin vermektir."

Burada da %12 Turnover var. Çalışanların %60' ı bayan ve bu oran yılda 300-400 kişi ye denk geliyor. İnsan kaynağını yönetmek başlı başına bir iş. 

Çıkan ürünleri 1 ile 6 arasında kalite kontrolüne tabii tutuyorlar. 1 İyi, 3 müşterinin fark edemeyeceği hata, 6 Çöp demek. Hedefleri 2,5 ve bunu tutturmuşlar.

Öneri sistemini kurmak ve ilk başta. Elemanlardan öneri almak zor.  Ama sistem oturduğunda bu seferde sürekli gelen öneriler ile baş etmekte zorlanabilirsiniz. Gelen öneriler ile sürekli iyileştirme yapıp sonra da bunları denetlemek gerekli.

Bir sistem kurar iken önce sebebi anlatıp, yönlendirip, sonrada fikrin çalışandan çıkmasını sağlayabilirseniz, o zaman çalışanın fikri kabul etmesi kolaylaşır. 

Ayrıca çalışana, senden çıkan hata, müşteriye giden hatadır. İlk operatörün hatasını sonraki kontrol  noktaları fark etmeyebilir. Bilinci verilmelidir. 

14 Nisan 2016 Perşembe

Horizon 2020' de verilen Milyon Euro' lar nerede?


Gerçekte var mı böyle bir para? O zaman neden alamıyoruz?


Hep söylenir Avrupa Birliği milyon Euro' lar veriyor diye. Açık yürekli olarak yapılan bir tecrübe paylaşım sunumundan süzülenleri size aşağıda aktarmaya çalışacağım. Sonuçta cevabı siz kendiniz verin.

Konuşmacı söze "1+1 =  11 eder" diye bugün bir hint atasözü öğrendim diye başladı. Ne kadar da doğru bir söz. İki olduklarını ve iki kişi olunca 2 birimlik değil 11 birimli bir iş çıkarabildiklerini söyledi.

Ekip çalışmasını, uyumlu ekiplerin müthiş işler başarabileceğini anlatan güzel bir ifade.

Bir şirketin olmaz sa olmaz 3 ayağı var. Sosyal+Mali ve Teknik. Bunları da farklı ortaklar üstlenmeli. Bunlardan birini daha çıkarın derseniz tabii en başta Sosyal olan kısmı çıkıyor. 

Bütün dünya' da fabrikalar satılabilir bir ürün gelsin de üretelim diye bekliyor. Ürünü üretecek fabrikaya ihtiyaç yok. Kapasite kullanımı genelde az. Buna karşın o fabrikalara ürettirecek inovatif, satılabilir ürünlere ihtiyaç var. 

Yani fabrikalara neyi üreteceklerini söyleyecek inovasyon yapacak firma çok az. 

Türkiye' de ise hala yazılım ile donanımı birleştirerek çözüm üreten sayısı çok az. 


Zorluğun temel nedeni belki de çevremizde hemen ulaşılabilir örneklerin olmayışı. 

Avrupa birliği dokümanlarının ingilizce şartnamesini 3 ayrı kişi okuyor üçü de farklı şeyler anlayabiliyor. Böylece bunu bir kişi okusun ve bana anlatsın diyemiyorsunuz. Bu desteğe başvurmak isteyen firmanın yada proje sahibinin bizzat kendisinin bu konu ile uğraşması gerekli. 

Çünkü projenizi sizden daha iyi anlayıp yazabilecek kimse yok. 

Proje dokümanlarını yazarken (Aslında bu Kosgeb ten tutunda AB desteklerine kadar geçerli) İyi fikir, doğru şekilde ve karşı tarafın anlayacağı biçimde anlatılmalı. O kadar iyi anlatmalısınız ki hazırladığınız başvuru dokümanını okuyup karar verecek kişi belki sizin anlatmaya çalıştığınız konu hakkında hiç bir teknik detayı bilmeyebilir. 

Bu dokümanlarda çok tekniğe girmek projenizi iyi anlattığınız anlamına gelmez. Aksine karar vericinin kafasını karıştırabilir. Projeniz içinde AB' de bir kaç yıl içinde bu ürün ile kullanılabilir ve satılabilir bir ürün oluşturabileceğinizi iyi ifade etmelisiniz.

Projeyi düz kalem yazmaktan ziyade karşıda okuyanın belkide konuya hakim biri olmadığını düşünüp yazmalı. Okuyan evet bu proje pazarda iyi satar diyebilmeli. 

İngilizce sunumlarda işin teknik ve mühendisliğine çok girmeden herhangi bir kişinin anlayabileceği şekilde ve proje sonuçlarını basit olarak anlatmalı. Projenizde mantık bütünlüğü olmalı. 

Projenizi okuyan ana dili İngilizce olmayan biri olabilir. Bu sebeple siz ne yazıyorsunuz onlar okuduklarında ne anlıyorlar? Bunu iyi tespit etmeli. 

Projeyi yazarken örneğin Horizon 2020 benden ne istiyor ki bu parayı bana karşılıksız veriyor diye sürekli kendinize sorun. 

AB hibelerini almak zor bir süreç. Ama alınamaz da değil. Şimdiye kadar benim anladığım 1000 e yakın başvuru var. Ama 3-4 adeti Faz1 de kalmış, Faz 2 ye geçen bile yok. Umarım yanlış anlamışımdır. :(

Proje yazımınız bittikten sonra sunumu muhakkak başkalarına (tercihen daha önce AB için proje hazırlamış birilerine) okutun.  Eğer yanlış anlaşılıyorsanız düzenlemelisiniz. 

Desteği iyi bir iş planı ile alırsınız.  (Pazarlama ve iş planı)

Fikir işin %30' u denebilir. İş planı, pazarda nasıl bir + değer oluşturduğu, + ne kadar lık bir istihdam sağlayacağı, Dünya kaynaklarına nasıl bir verimlilik getirdiğiniz iyi izah edilmelidir. 


Ekibinizde ihtiyacınızı karşılamayan biri var ise bunu değiştirmekten korkmayın. Ekibi bir arada tutma ile vakit kaybetmeyin.

Proje sunumu ve destekler bir kaç fazdan oluşuyor. 1. fazda en fazla 50.000_€ alabiliyorsunuz. 2. fazla ise bu rakam 2.5 Milyon_€ ya çıkabiliyor.. İsterseniz ve cesaretiniz de var ise direk 2. faza da müracaat edebilirsiniz. 

1. fazda verilen paranın bir sorgulaması yok. Ama 2. fazda verilen para için sizi sorguluyorlar. 
Bir örnek. 15 gün boyunca şu teknik geliştirmeyi yapmak için uğraştık ama başardık/başaramadık. Bu iş içinde 3 kişi uğraştı. Bundan dolayıda 20.000_€ masrafımız oldu diye açıklama yapıyorsunuz.Sizi denetleyen hakem bu uğraştığınız şey 1 kişi ile de yapılabilir di. Ayrıca 3 günde sürebilirdi. Siz kötü mühendis çalıştırmışsınız vs. deyip, küt diye desteğinizi geri alabiliyor. ki bu büyük risk tir. 

Aslında AB içinde Faz1 başvurusu az. Çünkü orada 50.000_€ küçük kalıyor ve oradakiler neden direk Faz2 ye başvurmuyorsunuz diye soruyor?

Faz 1 de aslında AB sizi Horizon için ölçüyor. Fikrinizi test edebiliyorsunuz. Eğer başarılı olabilirseniz sonrasında Faz 2 de ki büyük desteği almanız kolaylaşıyor. Buna rağmen bir çok sorun var. Bir çok proje Faz 2 ye geçemiyor. Geçse bile bu sefer de AB paramız yok deyip destek vermeyebiliyor. 


Tübitak a verdiğiniz projeyi Horizon a da verebilirsiniz. 

TRL seviye belirleme önemlidir. Ürününüzün gelişme sürecini ve şu anki durumunu anlatabilmek için bu önemlidir. 

Fikrinizin patentini araştırma konusunda asla Patent firmalarına güvenmeyin ve bunu ekibinizin yapmasını sağlayın. 

Fikrinizi sunduktan sonra fikrinizi eleştirecek değerli insanlara ihtiyacınız var. Ekibinizde fikrinize hemen karşı gelen, Patenti vardır zaten bunun diyen kişilere bedava bu araştırmayı yaptırın :)

AB parayı veriyor ama aslında onu sizden vermeden önce de geri alıyor.
Faz 1 de iken, Faz 2 ye geçmeden önce
* Şu özelliklerde ki firmaya pazar payını araştırt. (15.000_€)
* Şu özelliklerde ki firmaya Patent' i tekrar araştırt (15.000_€)

gibi yaptırımlar söyleyip zaten verdiği parayı sizden geri alabiliyor. 

O zaman destek bunun neresinde diyeceksiniz. 

Asla ve Asla AB beleş para vermiyor. Zaten sizin inandığınız ve güvendiğiniz bir proje var ise ve zaten ona para harcamayı göze aldı iseniz o zaman bu destekler fikrinizi doğrulamak ve cebinizden daha az para çıkması için işinize yarayacaktır. 

Bir projeye başlar iken patent olarak kontrol etseniz de, başkaları bir kaç ufak değişiklik ile ürününüzü kopyalayabilir. Patent çoğu zaman ürününüzü başkalarının  üretmesini engelleyemiyor. Ama bu durum sizi asla durdurmamalı. İyi ürünler diğerlerinden daha detaylı ve stabil çalıştıklarından ayırt ediliyor. Kopya larda buna genelde dikkat edilmez. Ayrıca Eğer ürününüz birebir kopyalandı ise o zaman yeni ürünler geliştirmeye yılmadan devam etmelisiniz. 

1 Şubat 2016 Pazartesi

Çocuklar ile Stuttgart Almanya Seyahati

İş için yaptığımız Almanya seyahatinden sonra arkadaşlar ile motive edeceğini düşünerek çocuklara da  Stuttgart'  gezisi planladık. Burada planlama aşamasından sonuna kadar geziyi size aktarmaya çalışacağım. Bu tür seyahatlerin zor ve meşakkatli olduğunu düşünenlerin ön yargılarının kırılmasına umarım faydası olur. 

Kış mevsimlerinde havayolu firmalarının ucuz Avrupa bileti sunmasını fırsat bilerek 1 yetişkin 2 çocuk için toplamdan Kayseri'den - Stuttgart' a gidiş geliş 1.100 Tl. tutacak biletlerimizi biletall.com üzerinden aldık. Ardında vize için idata.com.tr üzerinden başvurumuzu yaptık. Benim vizem olduğu için çocuklara da aynı süre için vize talep ettim. Araya herhangi bir vize firması koymadan sadece sitede istenen belgeleri hazırlayıp müracaatımızı yaptık ve vizeler geldi. Gecikmelere karşın müracaatınızı seyahatten 2 ay önce yapmanızda fayda var.

Ardında Stuttgart' da nereleri gezebiliriz diye detaylı bir araştırmaya giriştik.  Tripadvisor gibi siteler üzerinden binlerce yoruma ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca sadece Stuttgart için bile yüzlerce Türkçe blog yazısı var. Basit bir google araması ile hepsine ulaşabilirsiniz. Artık gezileri planlamak çok kolay. 

27 Ocak gidiş 30 Ocak geliş li bir biletimiz olduğundan 2 tam gün (2 de yarım gün) orada olabilecektik. Zaten Stuttgart içinde 2 gün bence yeterli. 

Toplam da 3 yetişkin 5 çocuk/genç (18 yaş altı ve yaşları 9 ile 16 arasında) ulaşım problemini nasıl çözeriz diye düşündük. ve ilk tercihimiz olan Araba kiralama dan vazgeçip Metro/Tramvay kullanmaya karar verdik. 

Otel olarak  booking.com dan çok uygun otel bulamadık. ama bunun yerine daha önce Almanya' da kaldığımız ve memnun olduğumuz https://www.hotelbb.de/ üzerinden e-posta ile rezervasyon yaptırdık. Aslında online da rezervasyon yaptırmak ve ödeme yapmak da sorun olmazdı. 2 yıldızlı ancak temiz ve düzenli bir otel. Sanırım Almanya' da bir çok yerde de var. Fiyatları da uygun. yine 3 gece ve 3 yataklı bir oda için kahvaltı dahil 317€ ödedik. 

https://www.stuttgart-tourist.de/ web sitesinden gezilecek yer ve metro biletlerine baktık ancak metro biletleri için sitede yazılan fiyatlar çok yüksek idi. 

Bu arada Anneleri yanlarında olmadan çocuklar ile seyahat edeceğimizden pasaport kontrol de sorun çıkıp çıkmayacağını Türkiye ve Almanya makamlarına sorduk. Türkiye tarafı hiç sorun olmayacağını söylerken Almanya tarafı Almanca yada ingilizce ye çevirisi yapılmış bir muvaffakatname ye  ihtiyaç olduğunu söyledi. Çok Emin olamayınca sorun yaşamamak için noter den Anneleri ile birlikte gidip çocuklara yalnız seyahate edebilmeleri konusunda muvaffakatname verip çevirisini de yaptırdık.  Ancak seyahat boyunca  kimse bizden bu belgeleri istemedi. 

Sonuç olarak 2016 ocak ayının 27 sinde seyahate başladık. Almanya giriş pasaport kontrolünde tipik neden geldiniz? kaç gün kalacaksınız sorularını turist olarak geldik ve 4 gün kalacağız şeklinde cevapladıktan sonra Almanya' ya giriş yaptık. Hemen Stuttgart havalimanından Terminal 3 Level 2 de ki Turism Information bürosuna gittik. Görevliye durumumuzu söyledik. Bize 3 günlük sınırsız Stuttgart içinde ki tüm metro/tramway/otobüs' lere binme hakkın veren 18_€ luk biletin uygun olduğunu söylediler. Üstelik her yetişkinin yanında ki 2 çocuğunda ücretsiz olduğunu belirttiler. Böylece sadece 18_€ verip aşağıdaki bileti aldık. Arkasına da adımızı yazdık. 

Ardından hemen Metro ya indik. Ortadaki  küçük sarı cihaza bu bileti bir kez takıp çıkardığınızda üzerine 27-13:50 şeklinde bir yazı basıyor. Böylece 3 günlük süreniz de başlamış oluyor. 

Şimdi sıra hangi metroya binip nereye nasıl gideceğimize geldi. Bunun araştırmasını https://www.stuttgart-tourist.de/ sitesinden yapmıştım. Ayrıca google haritalardan aşağıdaki şekilde bir arama yaparsanız zaten size çok güzel bilgi de veriyor. 


Turizm ofisinden zaten bir metro haritası ve stuttgart' ın önemli yerlerini gösteren broşür de almıştık. 

S yazan yerler Metroyu (Genelde yeraltından, hızlı ve uzun mesafe giden az duraklı trenleri) U yazan yerler ise yeraltı ve yerüstünden nispeten daha yavaş giden ama kılcallara inen Tramwayları ifade ediyor. Bir çok tren Merkez istasyon olan Hauptbahnhof (Hbf) gidiyor oradan istediğinize aktarma yapabiliyorsunuz. 

Sadece metroya inerken hangi istikamete gideceğinizi karıştırmamanız gerekiyor. 
Onun içinde  gideceğiniz trenin son istasyonunun hangisi olduğuna metro 
haritasından bakıp hangi yönde son istasyonun adı yazıyor ise o tarafa  
inmeniz yeterli. 
Zaten  gelen trenlerin üzerinde de numarası ve son istasyonunun neresi olduğu 
yine yazıyor. 

Tren e bindiğinizde ayrıca ekranlardan sırada hangi durakta duracağı, diğer
 istasyonlara
varış süresini vs. gösteriyor. Ayrıca Almanca ve ingilizce anonsda yapıyor. 

Sonuçta Metro ya binip Hauptbahnhof merkez istasyona oradan da bir üst kata 
çıkıp U 
yazan tramwaylara binip otelimizin olduğu istasyona geldik. Otele yerleşme 
faslından sonra
hızlıca yine ana istasyona tren ile döndük. 

Çünkü Stuttgart' ın ana turistik caddesi de orada zaten. Bu arada Akşam da
olmuştu.
Caddede biraz yürüyüş yapıp Koenigstrasse, Schlossplatz vs. gezdik. Namaz kılmak için her zaman olduğu gibi mağazaların soyunma/giyinme yerleri en uygun mekanlar.

Stuttgart' da yoğun bir Türk nufüsu var. Bir sorun yaşadığınızda kolaylıkla etrafınızda Türkçe bilen birilerini bulabiliyorsunuz.

2. Gün Otelden çıkıp ilk olarak tramvay ile Stadtbibliothek istasyonuna gidip, 100 mt yürüdükten sonra  City Library e gittik. 8 katlı gerçek bir kütüphane, mimarisi de enteresan, ayrıca en üst katından tepeden Stuttgart' ı da izleyebiliyorsunuz. 
Ardından hemen yanında ki   Milaneo alışveriş merkezini gezdik. Burada Primark vs. bir çok mağaza da var.

Sonra tren ile daha önce randevu aldığımız Mercedes-Benz Fabrikası gezisine geçtik. Merkez istasyondan yaklaşık tren ile 30 dk ' da gidilebiliyor. Yeri Böblingen de, Orada trenden inip Stuttle otobüs ile fabrikaya geçebiliyorsunuz. Fabrika gezisi rezervasyonu için visit50@daimler.com  adresine e-posta gönderebilirsiniz. Benim bildiğim İngilizce ve Almanca dillerinde rehberli,  90-120 dk süren fabrika turları var. 



Yukarıda ki adresteki müşteri merkezine ulaştıktan sonra size verilen saatte tur başlıyor  ve otobüs yada zaman zaman fabrika içinde yürüyerek, robotları,fabrikanın büyüklüğünü vs. vs. yerinde izleyebiliyorsunuz. Çocuklar için çok ilginç bir gezi oluyor. Önce 9 dakikalık bir video sunum ardından S serisi mercedes' lerin gövdelerinin Kuka robotlar ile oluşturulması, sonra iç dizayn montajı, üretim bandları, Araçların iç yapısını vs. görüyorsunuz. 35 bin kişinin çalıştığı, Bunlarında 10.000 inin sadece mühendislik ve tasarım ile uğraştığı, bir arabanın baştan sona üretiminin 4 gün sürdüğü, günde 2.000 (2 bin)aracın üretildiği devasa bir fabrikadan bahsediyorum. Yolunuz düşer ise öncesinden randevu alın ve uğramadan geçmeyin derim. 6 yaş altı çocukları bu geziye almıyorlar.

Tren istasyonu ile Müşteri merkezi arasında 30 dk da bir ücretsiz Shuttle servisleri var. Zaten siz rezervasyon yaptırırken bu servislerin saatlerini ve diğer bilgileri gönderiyorlar. 

Gezi sonrasında Merkeze dönmemiz saat 4 ü buldu. Acıktık ve Foursquare den bulduğumuz Köz adında bir Türk restorantına gidip karnımızı doyurduk. Ardından civarda gördüğümüz bir markete gidip alışveriş yaptık ve otelimize döndük. 

3. gün ise Önce porshe müzesine gittik. http://www.porsche.com/museum/en/ Devasa  ve güzel bir bina ve Porshe' nin traktöründen son model aracına kadar bir çok aracını burada görebiliyorsunuz. Hemen yanında fabrika gezisi de var. Ancak 12 yaşından küçük çocukları almıyorlar. En küçüğümüz 9 yaşında olduğundan bu kısmı iptal edip sadece müzeyi gezdik. Ücretsiz Sesli rehber de veriyorlar. Ardından Wilhelma ya geçtik. Çocuklar için güzel bir yer. Yine U14 treni ile gidip  Wilhelma durağında indik http://www.tripadvisor.com.tr/Attraction_Review-g187291-d522407-Reviews-Wilhelma_Zoo_and_Botanical_Garden-Stuttgart_Baden_Wurttemberg.html

Son olarak da Mercedes - Benz müzesine geçtik. Bu müzeye ulaşım için S treninden indikten sonra 850mt kadar yürümeniz gerekiyor. Müzede sadece Mercedes in tarihini öğrenmekle kalmayıp dikkat ederseniz Dünya tarihine ve önemli olaylara da şöyle bir göz atabiliyorsunuz. Müzenin bodrum katında ise 2. el ama, nostaljik arabaların satışı vardı. Mesela bir tanesi 850.000_€ idi. 1929 yılı üretimi.


Son gün ise dönüş ile geçti. 

Velhasıl;

100 kelimelik bir ingilizce hazinesi ile, kabaca 3000 Tl. ye çocuklarınıza bir Avrupa gezisi hediye edebilirsiniz. Böylece ;

1 Mercedes Fabrika gezisi, 2 Mercedes ve Porshe müzesi gezisi, 1 gerçek bir kütüphane gezisi, 1 botanik ve hayvanat bahçesi gezisi yapabilirsiniz.

Aşağıdaki gibi bazı soruların cevaplarını kendilerinin bulmasını sağlayabilirsiniz. 

Neden arabalar yaya geçitlerinde yayalara yol verir? 
İnsanlar neden apartmanda değil? iki katlı evlerde oturuyor?
500 bin nüfuslu Stuttgart nasıl oluyorda 1.2 Milyon nüfuslu Kayseri' den daha geniş bir alana yayılıyor? Buna rağmen neden 16 dan fazla tren hattına sahip?
Neden sokaklar bomboş?
Almanya neden bizden daha fazla gelişmiş?
İnsanlar neden araba yerine toplu taşıma sistemlerini daha çok kullanıyor?
Yabancı dil öğrenmek neden önemli?
Türkçe konuşmayan insanların hepsi kötü insanlar mı?
Yerin üstü bu kadar tenha ilken yerin altı (Metrolar) neden bu kadar kalabalık?
...
...

Başkalarına da aktarılabilmesi için, Gezdim, Gördüm, yazdım. 

Eminim ki atladığımız bir çok nokta da olmuştur.

Affola...

Hem kendiniz hemde çocuklarınız için, Dil öğrenmek için Voscreen ve Duolingo kullanmayı sakın unutmayın. 

Yanınızda çocuklar olunca her şeyin düzenli ve sorunsuz olmasını istiyorsunuz.  Ama o kadar da paniğe gerek yok :) Altta planlama var.